Güncel HaberlerMakaleler

ALİ CANDAN: ABD/İSRAİL KARA SAVAŞI VE KÜRTLERİN BİRLİĞİ


Tam bir ay önce başlayan ABD + İsrail’in İran’a karşı havadan başlattıkları saldırı ve savaş, havadan uçaklarla bombalama, İran merkezi yönetimini parçalayarak ortadan kaldırdı. ABD – İsrail ikilisine karşı Rusya İran’a teknolojik destek verince başlangıcında çok kısa sürede bitmesi beklenen savaşın seyri değişti.

 

Rus casus uçakları ve uyduları İran’a ABD, İsrail gemilerinin konuşlandığı yerleri ve füzelerin ateşlendiği zamanı saniyesi saniyesine bildirdi. İran özgüvenini kazandı. ABD’nin tehditlerine karşı çok daha sert tehditlerde bulunmaya başladı.

 

İran’ın attığı İsrail ve ABD üslerine tam isabet eden, İsrail demir kubbesini delen füzelerin Rus yapımı SARMAT, yörünge altı uçuş yapabilen füze olduğu iddia edilmektedir.

 

Rusya’nın İran’a verdiği hava savunma sistemleri atılan füzelerin havada imhasını ve yön değiştirmesini sağlıyor. İran bu istihbarat ve teknolojik yardımlar sayesinde İsrail’e, Körfez Arap ülkelerine ve bu ülkelerde bulunan ABD üslerine, Körfezdeki ABD Savaş Gemilerine çok net isabetli ve etkili füze saldırılarıyla misillemeler gerçekleştirdi. 

 

Hürmüz boğazını gemi geçişlerine kapattı ve geçişlere Yuan’la ücretlendirme koydu. Böylece İran küresel ekonomik kriz kozunu kullandı. Bu adım Petro Dolar’ın tahtını sallamaya dönük bir adımdı. ABD’nin İran’ın enerji tesislerini iki gün sonra vurma tehdidine İran, körfez ülkelerinin enerji ve arıtma tesislerini vurmayla karşılık vereceğini açıkladı. Trump, iki günü önce altı güne sonra on güne çıkarmak zorunda kaldı. Savaş devam ederken arabulucu ülkeler yoluyla müzakereler sürdü. Karşılıklı ve uzlaşma ihtimali çok uzak barış talepleri basına yansıdı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken ABD, İran’a dört bin beş yüz kişilik asker taşıyan gemi yolladığını İran’la savaşın iki veya dört hafta daha süreceğini yani kara harekâtına girişeceğinin işaretlerini vermeye başladı.

 

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Fransa’da düzenlenen G-7’ler Dışişleri Bakanları toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Washington’un İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı operasyonu “aylar değil, haftalar içinde” sona ermesini beklediğini söyledi. “Belirli hedeflerimiz var ve bunlara ulaşmanın eşiğinde olduğumuzdan çok eminiz,” dedi. ABD’nin kara saldırısı olasılığı sorulduğunda, “Tüm hedeflerimize ulaşabiliriz, ancak yeni koşullar ortaya çıktıkça başkana karar vermesi için ek seçenekler sunmaya her zaman hazırız,” diye vurguladı. 

 

Rubio, “İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere geçiş ücreti uygulamaya çalışabileceğini ve bunun dünyanın birçok ülkesine önemli ekonomik zararlar verebileceğini” söyledi. ABD Dışişleri Bakanı, “çatışmalar sona erdikten sonra stratejik su yolunun açık kalması için bir plan geliştirmek üzere uluslararası iş birliği arayacaklarını” belirtti.

 

Rubio, boğazdan geçen trafiğin kısıtlanması olasılığı hakkında, “Bu sadece yasadışı değil, kabul edilemez” olarak tanımladı. “Bu dünya için tehlikeli ve dünyanın bir planı olması önemli.”Rubio, “Askeri taktiklerden bahsetmeyeceğim. ” Raporlara göre, bölgeye binlerce ABD askeri konuşlandırılıyor, bunların en az 1.000’i 82. Hava İndirme Tümeni’nden. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran rejiminin “ülkenin servetini terörizmi desteklemek ve füze ve insansız hava araçları üretmek için harcadığını” ve İran halkının “çok daha iyi koşulları hak ettiğini” söyledi.

 

İslam Cumhuriyeti üzerindeki devam eden baskıya atıfta bulunarak şunları vurguladı: “Önümüzdeki birkaç hafta içinde işimiz bittiğinde, İran yakın tarihinin herhangi bir zamanından daha zayıf olacak.” Rubio ayrıca, İslam Cumhuriyeti’nin nükleer silah edinmesinin “tam bir çılgınlık” olduğunu belirterek, “bu rejimin son 47 yıldır bölge ve dünya için bir tehdit olduğunu ve Amerikalıları hedef almaya çalıştığını” belirtti.

 

ABD Dışişleri Bakanı, mevcut yetenekleriyle bile İslam Cumhuriyeti’nin “elçiliklere saldırdığını, sivilleri hedef aldığını ve komşularına saldırdığını” ekleyerek, böyle bir rejimin nükleer silah edinmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

 

İran’a kara savaşının konuşulduğu bu günlerde gözler Rojhilat’a ve Rojhilat’taki Kürt Partilerinin Londra da yapılacak İran Özgürlüğü Kongresine çevrildi. 

 

Londra’da yapılacak İran Özgürlüğü Kongresi’nden çıkarılan PJAK, gelen tepkiler üzerine kongreye katılım için yeniden davet aldıklarını duyurdu. PJAK temsilcisinin bugün yapılacak oturumda konuşma yapması bekleniyor

 

Konuya ilişkin X dijital medya hesabından açıklama yapan Rivar Avdanan, “PJAK, resmi daveti aldıktan sonra başından itibaren Kongre’yi olumlu bir tutumla karşıladı; ancak daha sonra, net bir açıklama yapılmadan, adı ve temsilcisinin pozisyonu programdan çıkarıldı ki bu demokratik ilkelere aykırıydı. Bunun üzerine PJAK, demokrasi yanlısı figürler ve güçlerden geniş bir destek dalgasıyla karşılanan eleştirel bir tavrı benimsedi. Toplumda ve siyasi güçler arasında özgürlük ve demokrasiye yönelik canlı ve duyarlı bir bilincin varlığını gösteren ve bu ilkelere daha kapsayıcı bir yaklaşım umudunu güçlendiren bir tutumdu bu.” 

 

Daha sonra, “Kongre Koordinasyon Konseyi’nin bazı üyeleri, yoğun tartışmalar yoluyla bu düzenlemeyi değiştirme sürecini sürdürdüler ve bu da nihayetinde yeni bir anlayışa yol açtı. Buna göre, PJAK’a yapılan davet yenilendi ve partinin ana temsilcisi kongreye katılarak bir konuşma yapacaktı. PJAK, demokratik standartları savunmak ve bu süreci reforme etmek için çalışan tüm şahsiyetlere ve güçlere minnettar olduğunu ifade ediyor. Kürt partiler arasındaki sorunların ittifaklar çerçevesinde ve diyalog yoluyla çözüleceğinin altını çiziyor. Son olarak, gösterilen çabalara duyduğumuz takdirin bir göstergesi olarak, PJAK’ın yenilenen davete cevaben İran Özgürlük Kongresi’ne katılacağını ve aktif katılımına devam edeceğini duyuruyoruz” ifadelerini kullandı. Buna göre Rivar Avdanan’ın ikinci oturumun gerçekleştirileceği bugün “Ayrımcılıktan Arınmış Bir İran; Katılım ve Ortak Güç” adlı panelde konuşma yapması bekleniyor. 

 

Kuşkusuz bu Kürtler arası birlik için atılmış çok önemli bir adımdır. Rojhilt’ın geleceği Kürt partilerinin savaşta, hedefte ve amaçta ortaklaşması ve birleşmesine bağlıdır. Rojhilat bunu başarırsa kaderi ne Bakûr, ne Rojava gibi trajedi, yenilgi ve hayal kırıklığı olmaktan çıkar ve Rojhilat özgürleşir. Kendi kaderini kendisi belirler. Buda tüm Kürtler için Rojava’daki büyük kırılmadan sonra büyük bir moral ve motivasyon olur.

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir