Güncel HaberlerMakaleler

ALİ CANDAN: DÜNYANIN DENGE SİSTEMİNDEN KÜRESEL HUKUKSUZLUĞA


Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Dünya, eski güç dengelerinin değiştiği ve her şeyin yeniden şekillendiği sarsıcı bir jeo-politik ve jeo-stratejik dönüşümden geçiyor. Son zamanlarda yaşadığımız gördüğümüz bu şok edici gelişmeler, dünya da yeni dinamiklerin doğuşu, gelişim ve oluşum sancılarıdır. İran, Venezuela, Yemen, Suriye gibi değişim karşıtı, tutucu, statükocu devlet, yönetim ve liderlere sahip ülkeler bu değişimden en çok korkan ve değişime adapte olamayan ülkelerdir. Ama korkunun ecele faydası yoktur. Eski dünya büyük bir hızla değişiyor. Değişmeyenlerde İran, Venezüella Maduro örneğinde olduğu gibi iç ayaklanmalar ve dış müdahalelerle çözülme ve aşılmayla karşı karşıya bulunuyor.

ABD’nin korsanlığı askeri ve ekonomik gücünden geliyor

Trump, on sekiz trilyon dolar kanıtlanmış petrol rezervine sahip Venezuela lideri Maduro’yu gece yarısı kaldığı ‘güvenli evde’ eşiyle birlikte yatakta aldı. Trump, bu operasyonu film izler gibi bazı bakanları, Genelkurmay ve istihbarat başkanı ile canlı izledi. Aynı ekibiyle canlı yayına çıkıp basın ve medya aracılığı ile yaptıkları ve dünya tarihinde görülmemiş bir ilk olan bu Ulusal ve Uluslararası hukuku çiğneyen korsan saldırının ne kadar başarılı olduğunu anlattılar. Venezuela’nın petrolünün ABD’nin petrolü olduğunu, petrolü kontrol altına aldıklarını ve diktatörü yargılanmak üzere adalet karşısına çıkaracaklarını ilan ettiler.

Bu iç ve Uluslararası hukuk dışı korsanlığı ABD’nin çıkarlarına ters düşen Latin Amerika başta olmak üzere tüm dünyanın her yerinde karşılarına çıkacak diktatör başkanlara ve yönetimlere uygulayacaklarını belirterek tüm dünya devletlerini tehdit ettiler. Peki bunu dünyada istedikleri ülkeye yapabilirler mi. Evet birkaç ülke hariç tüm ülkelere bunu yapabilirler. Bu güçleri var. Ama bu hukuksuzluk ileride ABD kamuoyu, halkı ve yargısında Trump’ın başına iş açabilir mi? Ne derecede açar belli değil ama o da olabilir. Trump’ın ardından söz alan ABD Savaş ve Dışişleri Bakanları da Trump’ın tehditlerini daha etkili sözlerle yineledi. “Artık Beyaz Saray’da söylediklerini yapan bir başkanımız var. Bu adam kararlı ve onun dediklerini ciddiye almayan, sözünü dinlemeyen ve dikte ettiklerini uygulamayan Devlet Başkanları’nı bundan sonra Maduro gibi yataklarından alacağız. Başkanımız Maduro’ya birçok şans verdi. Ama o bu şansları değerlendirmedi. Artık Venezuela’yı biz yöneteceğiz” diyerek tüm dünya ülkelerine bu eylemleri ve tehdit söylemleriyle korku saldılar. 

Dünya Hukuksuz Üstünlük Gücünün Esiri Oldu

Peki dünyanın 195 ülkesi, başkanı, hükümeti, Rusya, Çin, BM, AB bu korsanlığa ne dedi. Koskoca bir hiç. Hatta AB, “Maduro zaten diktatördü” dedi. Rusya, aynı korsanlığı periferisinde bulunan Rusya Devletler Topluluğuna uygulamak üzere fırsat arıyordu. Ukrayna’ya yaptıkları ortada. Çin, burnunun ucundaki Tayvan’a bu korsanlığı yapmak için fırsat ve bahane kolluyordu. İşte fırsat ayağına geldi. Çin artık aradığını buldu. Dünya dünden bu yana artık hukuksuz üstünlük gücünün esiri oldu. BM, Uluslararası Sözleşme, Hukuk ve Yasalar artık gücün kontrolünde ve güçsüzlerin güçlü devletler arasında paylaşımlarını izleme örgütüne dönüşmüş durumda. Dünya bu gerçeği sessiz ve sedasız bir şekilde kabul etmiş ve karşı çıkmayarak onaylamış bulunuyor. 

Dün akşam Trump, tüm dünyanın resmen ve alenen yeni karanlık bir çağa girdiğini. Artık güçlü devletlerin hiçbir yasa, hukuk herhangi bir bağlayıcı kanun ve sözleşme tanımadan kendi istek, arzu ve eylemleri ile hareket edeceklerini ilan etti. Bunun ardı Meksika, Küba başta olmak üzere birçok ABD karşıtı Latin Amerika, Ortadoğu’da, Afrika da ve Asya’da ABD ve İsrail karşıtı İran, Yemen  başta olmak üzere tüm ülkelerde gelecek. 

ABD, Çin, Rusya ve AB gibi güçlü ülkeler birbirleriyle savaşa girebilir mi veya girdiler mi? Bu sorunun cevabı önümüzdeki bir ya da iki yılda netleşecek. Belki de üçüncü dünya savaşının içinde bulunuyoruz. Birinci ve ikinci dünya savaşının başlangıcı da o sırada bilinmiyordu. O dönemlerde de kapitalist ve emperyalist güçler, tıpkı dün akşam Trump’ın dediği gibi “biz savaşa karşıyız. Savaş yaşanmasın, insanlar ölmesin. Ukrayna’da son bir ayda otuz bin insan öldü. Ben sekiz çeyrek savaşı bitirdim. Savaş olmasın diye çalışıyoruz” diyordu. Trump, belki de savaşa karşıyım diye diye üçüncü dünya savaşını çıkardı çıkaracak.

Evet, Maduro bir diktatördü. On sekiz trilyon dolarlık bir rezerve sahip olan ülkesinde uyuşturucu kartelleri, mafya ile fink atıyordu. Hak, hukuk, adalet tanımıyordu. Kendisi sarayda ultra lüks bir zenginlik ve şatafat içerisinde yaşıyor. Halkı bu zenginlikten mahrum kılıp faydalandırmıyor. Büyük bir açlık ve sefalet içerisinde süründürüyordu.

“Kılıç Çekenlerin Hepsi Kılıçla Ölecek”

Maduro sırf halkını aç bırakması nedeniyle olsa bile ABD’nin kendisine yaptıklarını ve hatta daha fazlasını elbette ki hakkediyordu. Sonu İncil de geçtiği gibi “Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek” oldu. ABD, işte bu diktatörlerin yaptıklarından kendi işgal, istila, vahşi kapitalist ve emperyalist düzenlerini azgın kar hırsıyla ayakta tutabiliyor ve bu vahşi sistemi sürdürebiliyor.

Bugün bir haftayı geçen süredir ekonomik kriz nedeniyle ayaklanan İran halkı ve İran yönetiminin durumu Venezuela ve lideri Maduro’dan farklı değil. Molla rejimi İran kaynaklarının tümünü Şii Hilali yaratmak ve bu Hilali ayakta tutmak için harcadı. Kalan parayı da Mollalar kendi aralarında paylaştı. Halk derin bir yoksulluk ve sefalete gömüldü. İşte şimdi o halk ülkenin her yerinde ayaklanmış yönetimi ele geçirdikleri her yerde yıkıyorlar. İran idam rejimini yıkmadan da durmayacaklar. 

Trump, Molla rejimine rejime halkı öldürürseniz sizi vururuz diye uyardı. Rejim çaresizce isyan eden halkı öldürmeye başladı. İran da Farslar, Azeriler, Kürtler, Beluciler, Peştu’nlar başta olmak üzere tüm ülke ayakta. İsyan doğru örgütlendirilir, doğru yönlendirilir ve rejim değişikliğine doğru kanalize edilirse. ABD’nin Maduro tarzı bir nokta operasyonları dışında desteğine bile gerek yok. Halk bu çürümüş, kokuşmuş ve ülkeyi de çürüten rejimden bu sefer kurtulabilir. Bunu başarabilir ve bu gerçekleşirse İran’da nur topu gibi en az beş federal devlet doğar. İran ancak böyle bir arada gevşek federasyonlar halinde durabilir. Aksi her halk kendi yoluna gider. 

İran idam rejimi artık gün, hafta ve ay sayıyor ve gitti gidiyor. Artık dünyanın gündemi Venezüella ve İran. Geçen hafta Suudi Arabistan Yemen’de bir limanı vurdu ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni silahlar Yemen’e oradan geliyor diye açıkça uyardı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri’ni, Orta Doğu’daki çatışma bölgelerindeki çıkarları için varoluşsal bir tehdit olarak algılıyor. Körfez ülkeleri ABD ve İsrail’i İran operasyonunda destekliyor.

Küresel dünya düzeni yeniden şekilleniyor. Kimin nerede ve nasıl bir pozisyon alacağı önümüzdeki süreçte çok daha belirginleşecektir. Venezuela liderinin kaçırılması 21.yüzyılın yeni savaş biçimlerinden birini mi oluşturuyor: Dünya bunu nasıl kabul edecek? Trump’ın küresel hukuksal düzensizliği kimleri nasıl etkileyecek? Örneğin Rusya, Ukrayna’da, Çin, Tayvan’da İsrail, İran’da bunu nasıl uygulayacak. Önümüzdeki süreçte bunu çok daha fazla konuşacağız.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir