Güncel HaberlerMakaleler

SELDA KAYA: MODERN ZAMANLARDA SEKS İŞÇİLERİNİN KÖLELEŞTİRİLMESİ


Tarihin hemen her döneminde ‘seks köleliği’ vardı. Kişinin kendi vücudunu belirli bir ücret karşılığı pazarlaması, erkek egemenlik sistemi içerisinde tarihten bu yana gündelik yaşamda ‘oruspu, fahişe’ gibi kavramlarla tanımlanır. Bu iki kavram için ilk akla gelen kadınlar olmasına rağmen esasen tarihsel süreçlere bakıldığında erkekler için de kullanıldığı görülüyor. Günümüzde dahi kendi vücudunu para karşılığı başkasına pazarlayan sayıları küçümsenmeyecek düzeyde erkeklerin varlığı biliniyor.

Özellikle kadınlar için seks içliğinin metalaşarak evrensel bir boyut alması küreselleşme ile en ileri düzeye çıkmış bulunması önemli sosyolojik-politik bir sorun haline geldiğini söyleyebiliriz. Kadının kendi vücudunu para karşılığı bir başkasına pazarlaması küresel çapta önemli bir sektör haline gelmiş olması, gelecekte tahmin edilenden çok daha önemli sorunlara yol açacağı açıktır. Burada sosyolojik sorunların atması kadar kadının belki de sömürülmesinin ve köleleştirilmesinin en önemli faktörlerinden biri olarak ön plana çıkmaktadır.

Kadının kendi özgür iradesiyle kendi vücudu üzerinde söz hakkına sahip olması ile küresel sistemi içerisinde hiçbir hukuki, sosyal ve ekonomik hakları olmadan seks kölesi olarak sömürülmesi birbirinden farklıdır. Bu iki durumun karıştırılmaması son derece önemlidir. Çünkü birinde özür bir irade ve tercih varken diğerinde seks sektörü içerisinde zora dayanan bir ilişki ağı vardır. Bir başka ifadeyle  kadının kendi vücudunu özgürce kullanmasıyla pazarlanmaya zorlanması birbirinden farklı iki durumu oluşturmaktadır. 

Tarihsel olarak ‘seks ticareti münferit bir sorun’ olmayıp her dönemin ‘sosyal, ekonomik, politik ve kültürel fenomenleriyle’ bağlantılıdır. Seks ticaretinin kökenleri klasik kölelik sisteminde bir insana diğeri üzerinde mülkiyet hakkı veren bir toplumsal uygulamanın, kıtalararası köle ticaretinin, 15. yüzyılın sonunda Avrupa’nın genişlemesi ve dünya sisteminin yaratılmasıyla bağlantılı olarak gelişti. Sınıflı toplumlar tarihinin her aşamasında seks-köle ticareti olmakla birlikte bunun Portekiz, İspanya ve Kastilya’nın deniz yolculuklarıyla uluslararası bir boyut kazanması kapitalizmin Avrupa’dan çıkıp Amerika’nın keşfine oradan Asya’ya ve Afrika’ya yayılması, bu bölgelerden uluslararası köle ticaretinin başlaması aynı zamanda seks ticaretinin devasa boyutlarda gelişmesine yol açtı. Bu nedenle, ‘Atlantik boyunca köle ticareti yoluyla  seks ticareti uluslararası göçmen akışının yarılmaz bir parçası haline geldi ve başlı başına ekonomik alan içerisinde ‘özel bir sektör’ olarak değerlendirildi.

Bugün dünyanın dört bir yanında seks ticaret sektörü birbirleriyle organik bir ilişki içerisinde örgütlendirilmiş bir ağ oluşturulmuş, Seks ticareti geri kalmış ve gelişmekten olan ülkelerden gelişmiş ülkelere veya Ortadoğu körfez ülkelerine doğru bir akış olmaktadır. Buna seks ticaret göçü ya da ihracatı olarak tanımlanmaktadır.  Küresel seks ticaretinde Asya özellikle Çin, Filipinler, Hong-Kong, Güney Amerika kıtasından Brezilya, Kolombiya ve Afrika kıtasında Güney Afrika, Nijerya, Kongo, Cezayir, Fas, Tunus gibi bir çok ülkeden Başta Almanya, İngiltere, İspanya, Fransa olmak üzere AB ülkelerine, ABD, Kanada ve Avustralya’ya geçici seks işçilerinin transferi yapılmaktadır. 2018 yılı verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 42 milyon seks işçisi olduğu tahmin ediliyor. Bunların yüzde 80’i kadın olup yaşları 13-25 arasındadır. Seks işçilerinin % 90’ı da bir bağımlı çalışıyor. Yani birileri tarafından pazarlanıyor. Erkek seks işçilerin oranı ise yaklaşık 8,5 milyon civarındadır. Çin’de 5 milyon, Hindistan’da 3 milyon, ABD’de 1,2 milyon, Filipinlerde 900 bin, Meksika’da u00 bin Almanya’da 450 bin seks işçisi bulunuyor. Brezilya’da yaşları 10-12 arasında olan 250 bin çocuk seks işçisi bulunuyor. Dikkat çeken bir başka nokta da çocuk seks işçilerinin % 50’si erkek çocuktur.

Dünya çapında küresel seks ticaretini yapan şirketlerin 55 ülkeyi kapsayan 200 web sitesinde binlerce kadın seks işçisi dünyanın en ücra köşesine pazarlanmaktadır. Bilişim teknolojisiyle seks ticaretinin pazarlanmasının çok daha fazla ve hızlı yapıldığını görmekteyiz.  İsimleri doğrudan seks ticareti olarak geçmeyen ama bu işin merkezinde olan şirketlerin borsalarda giderek üst düzeyde kar getiren şirketler olması da bir tesadüf olmadığını gösteriyor.

Ulusal, kıtasal veya dünya çapında seks ticareti için sağlam ve güvenilir rakamlar bulmak zor olmasına rağmen mevcut veriler dahi bize somut bir fikir sunabiliyor. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmada, resmi düzeydeki veriler dikkate alınarak yapılan bir araştırmada ‘küresel seks ticaretinin 2018 yılında 220 milyar dolar, 2019 yılında 219 milyar dolar bir iş hacmi potansiyeline ulaştığını gösteriyor. Seks ticaretinde harcanan miktarlar dikkate alındığında Avrupa ülkeleri açık ara ile önde bulunuyor. Örneğin 2018 yılında İngiltire’de seks ticareti için harcanan miktar u,u milyar dolar, Belçika’da 1,02 milyar euro, Portekiz’da u94 milyon euro,  Macaristan’da 540 milyon Euro, Yunanistan’da ise 317,8 milyon Euro olarak belirlenmiş.’ 

2018 yılında yapılan bir araştırmada “Çin’de seks fiyatı 120 ABD Doları (Pekin’de) ile 1500 ABD Doları (Şanghay’da) arasında değişebilir. Kolombiya’da fiyat 25 ABD doları civarındadır. Monako ve Dubai’de fahişelerin geceliği 10.000 ABD Dolarına kadar çıkabilir. Hindistan’da bakire bir kızla seks yapmak 1000 dolara mal olabilir. Kız bakire değilse, fiyat sadece 5 ABD dolarıdır. Japonya’da seks 150 ABD Doları civarındadır. Malezya’da kırmızı ışık alanında seks 40 ABD dolarına mal oluyor Filipinler’de, Angeles City’de fahişelerle seks yapmak 20 ila 50 dolar tutuyor. Singapur’da seks yapan bazı erkeklerin maliyeti 150 ABD dolarıdır.”

Seks maliyeti dünya çapında çok değişkendir: Örneğin Bangladeş’te düşük maliyetli genelevlerde seks yapmak yaklaşık 1 ABD dolarına mal civarındadır. Bunun arka planında ülkenin gelişmişlik düzeyi ve yoğun emek sömürüsü bulunuyor. Bangladeş’te bir tekstil işçisinin günlük ücreti 1-3 dolar arasında değişmektedir. Buna paralel olarak seks işçisinin ücreti de 1 dolar civarındadır.  Özellikle petrol zengini Körfez ülkelerinde bir evde birden fazla göçmen kadın ‘hizmetçi’ olarak çalıştırılmaktadır. Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinden belirli sürelerle getirtilen bu hizmetçilerin işlevleri de çok yönlü olmaktadır. Örneğin burada hizmetçi kavramının içine ‘seks işçiliği’ de alınmaktadır. Böylelikle bir evde birden fazla hizmetçi-seks işçisi bulunmakta ve bunlara yönelik baskılar tahmin edilenden çok daha fazladır. Çünkü evin erkek bireyleri istediği zaman bu kadınlarla ilişkiye geçebilmektedir. Bir bakıma kadın zorla ev içi erkeklerle ilişkiye zorlanmaktadır

Yapılan bir araştırmada seks işçisine verilen ücret, toplam ücretin % 10-20 arasında değişmektedir. Örneğin aracı şirkete ödenen 1500 doların ancak 150-300 doları seks yapan kadına ödenmektedir. Bu oran ülkeye, mesafeye ve seks yapan kadınların yaşları gibi bir kısım faktörlere göre değişmektedir. Hindistan’da bakire olan kadınla yapılan seks karşılığı şirkete ödenen para 1000 bin dolar, bakire olmayan kadın için bu oran 5 dolara kadar inmektedir.

 Seks işçilerinin hem tek tek ülkelerde hem de uluslar arası alanda ‘zor’ kullanılarak kimliklerine, pasaportlarına el konulmaları, senet vb. yöntemlerle borçlandırılmaları ve hatta borçları karşılığı bir genelevinden bir başka genelevine satılmaları en yoğun baskı ve şiddetle çalıştırılmaları,  hatta yüzlerce seks işçisi kadının öldürülmesi uluslar arası kurumların raporlarına yansımaktadır.

Mafyatik küresel şirketler üzerinde seks işçiliğinin küresel göç hareketlerinin önemli bir parçası haline getirilerek adeta kölelik sistemi içerisinde zorla çalıştırılmaları küresel ilişkilerin bir parçası haline geldiğini görebiliyoruz.

Sonuç: Seks işçilerinin özgür bireyler olarak, bütün hukuki, ekonomik, sosyal ve politik hakları uluslar arası anlaşmalarla ve tek tek ülkelerin iç hukukuyla garanti altına alınması son derece önemlidir. Bir bireyin kendi özgür iradesiyle seks işçiliğini yapması ile yukarıda saydığımız nedenlerle zor, şiddet ve öldürme tehdidi içeren zorunlu  seks işçiliğini bir birinden ayrıştırılması gerekir.

Seks işçileri kavramının özellikle kadınlar için kullanılması ‘erkek egemenlik sisteminin açık bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. ABD, Brezilya, Alman, İspanya gibi ülkelerde genelevlerinde ücret karşılığı çalışan erkeklerin varlığı biliniyor. Erkeklerin seks işçisi olarak çalışmalarının görmezlikten gelinmesi yine bu sorunun merkezine kadınların konulmasının mantığı ‘erk’ yönetim anlayışıyla ilişkilidir. Seks işçiliğini yapmak zorunda kalanların sürekli aşağılanması, toplumsal ilişkilerin dışında tutulması nedeniyle özellikle kadının özne olarak ön plana çıkartılması bilinçli bir politikanın sonucudur.

 

 

Bu sorun sosyo-politik ilişkilerin bir parçası olup çözümü de toplumsaldır. Ancak çözümü toplumsal olması nedeniyle seks işçilerinin yaşadığı sorunlar ötelenemez, görmezlikten gelinemez. Çözüm için bugünden mücadele edilmesi, sahiplenilmesi, gündemleştirilmesi gerekir. 

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.