Makaleler

ALİ CANDAN – TÜRKİYE’NİN MUHALEFET SORUNU-1


Bu ülkede iktidardan daha önemli, hayati ve ivedi bir biçimde çözülmesi gereken, çok daha büyük bir muhalefet sorunu vardır Bu öyle büyük bir sorun ki. Bu sorunu tüm derinliği, ayrıntıları, sosyal ve siyasal boyutlarıyla. ele alıp analiz etmek gerektiğine inanıyorum. Öyle ki, yeni nesil siyasetçiler de bu gerçeğin idrakine varsınlar. Bu gerçeğin derin bilgisine sahip olanlar, cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Türkiyede ki Kürt düşmanlığı, militarizm, ırkçılık ve ayrımcılığın dozajı en üst seviyeye çıkartılıyor. Bu gerçeğin siyasi partilerin iliklerine kadar nasıl işlediği ve kemikleştiği öğrenmeleri gerekir. Bu ülke kurulduğu günden bu yana ülkedeki her şey gibi muhalefette devlet fideliğinde yetiştirilir. Devletin çizdiği sınırlar dahilinde hareket edilir. Bunun tek istisnası da 2002’de kurulan AKP ve Erdoğan’dır. Onun nedenide, askeri vesayet döneminde Türkiye’nin, batı ittifakından Avrasya’ya kayması, bölgesel ilişkilerde bir değişimi ifade ediyordu. Bu da ülkenin iç politik dinamiklerinin yeniden tanımlanması anlamına geliyordu.  AKP, bu sürecin bir parçası haline getirildi.

HDP üst aklı ve bileşenlerinin bilince çıkartmadıkları bu gelişmeler Türkiye’nin iç politik dengelerinin gelişmesinin yönünü belirledi.  Avrasya eksenli oluşturulan çizgi ile milliyetçilik, ırkçılık devletin açık politikası haline getirilmesinin en somutlaşmış hali, saldırının merkezine Kürtlerin konulmasıdır. Türkiye’de mevzu bahis Kürtler olunca, iktidar ve muhalefetteki tüm siyasi partiler birleşir. Kürtler konusunda aralarındaki bütün farklılıklar unutulur ve   tek bir merkezde hareket edilir. Türkiye siyasi partilerinin hepsi. “Yok birbirimizden farkımız. Biz osmanlı bankasıyız” deyimi sistem partilerinin durumunu yansıtıyor. sloğanının anlattığı gibiler. HDP’nin  özellikle iki parti ile ittifak kurmayı özellikle tercih etmeye yönelmesi, politik tercihiyi yanlış kullandığını yansıttığını söyleyebiliriz.   Doğru olan üçüncü bir alternatifi yaratmaktır. Bu gün Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin, yeni bir alternatif yaratabilmesi için daha gerçekçi polikalar yaratması gerekir. Biliyoruz ki HDP, iç politik dengelerini belirleyecek tek güçtür. Türkiye derin güçleri, İktidarı ve muhalefeti. HDP’de ki bu potansiyel gücün farkındadır. Bu nedenle sistem güçleri, HDP’nin politik dinamiklerinin dışında tutmak için ötekileştirme politikasını bütün gücünü kullanıyor. HDP’nin kapatılması da bu sürecin bir parçasıdır.

HDP yöneticilerinin, devletin izlediği stratejiyi doğru kavraması  ve Kürtleri sistemin oy depposu olarak görülmesine izin vermemeleri gerekir. HDP son bir kaç yıldan bu yana, siyaseti: iktidarı eleştirmekten ibaret  sandı. Oysa siyaset; çare üretme ve çözüm gücü olma sanatıdır. HDP yönetimi, toplumda beklenilen politikaları üretemediğinde alternatif olamıyor. Yeni ilişkiler, temel ve taktik ittifalar geliştiremiyor. Kendini daraltıyor. Son iki yıldır varsa yoksa. Ana ve yavru muhalefetin peşine takılmış, sürüklenip duruyorlar. Oysa son yıllarda sistemi temsil eden iktidar ve muhalefet arasında çatışma çok belirgin hale gelmiş olmasına rağmen Kürt sorunununda tek bir merkez gibi hareket ederek, çözümsüzlük politikalarını sürdürüyorlar.

Son yerel seçimler  HDP’nin politik dengeleri belirleyen hayati önemini bir kez daha gösterdi. Sistem partileri iktidar olabilmek ya da iktidarda kalabilmek için HDP’ye oy veren seçmene zorunlu olarak ihtiyaç duymaktadır. HDP’nin bu belirleyici gücünü, politik pazarlıklarda kullanmayı bilmelidir. Temsil ettiği Kürt halkının, yasal ve demokratik haklarını elde etmek ve genişletmek için  değerlendirmesi gerekir. HDP, ana muhalefetin peşine düşmeden, politik hedefler üzerinde bir anlaşma yapmayı esas almalıdır. AKP ve Erdoğan karşıtlığına angaje olup enerjisini boşa harcamamalıdır. Hic şüphesiz ki HDP, parlamentoda bulunan bir parti olarak ülkeye politik çözüm ve demokratikleşme stratejisi üzerinde ittifakar yapmabilir. Bunun temel ölçütü mevcut partilerin peşinde gitmekle olmayacağı tersine ilkeler üzerinde bir ittifak kurması gerekir.

Dün Kemal Kılıçdaroğlu, Demirtaş fezlekesine el kaldırmıştı. Bugün Meral HDP’nin fezlekesine el kaldırıyor. Bu gerçeği unutmadan HDP’nin önce özüne dönmesi, aldığı altı milyon seçmen oyunu, en az on milyon çıkartarak politik oyunları boşa çıkartmalıdır. Öncelikli olarak yerel seçimlerde yeniden iktidar olmayı öncelikli bir politika olarak benimsemelidir. Türkiye genelinde ise, belirli ilkeler çerçevesinde tüm alternatiflere açık olmalıdır.  Aynı zamanda üçüncü bir yol belirleyerek iktidara yürümeyi hedeflemesi gerekiyordu. HDP’nin hem pozitif anlamda oyun kurucu hem de gerektiğinde politik saldırı ve komplulara karşı oyun bozucu olabilecek gücünü gösterebilmelidir. Demirtaş’ın bütün iyi niyetine ve sorunları çözmek için önerdiği sıradan önerileri dahi reddeden bir anlayışla ittifak kurmanın son derece zordur.  Örneğin siyaset ortamını yumuşatmak için ‘ailesi kahvaltı’ teklifine  Akşener’in verdiği yanıt ise ‘gelirler ve çıkarlar düşmanlık devam eder” diyerek aslında düşmanlığa devam ettiğini ifade etti.

Politikadan az buçuk anlayan herkes bilirki Erdoğanın Kürt karşıtlığı ideolojik olduğu kadar pragmatiktir. Oylarını yükselttiğini ve iktidarını garantilediğini görür ve inanırsa politik ittifakı değiştirebilir. Hatta HDP’yi kapatmayı değil, tersine yeni bir açılım sürecinide başlatabilir. AKP merkezli  iktidar koplumsal dinamiklerini yetiriyor ancak bu halefet yapısıyla iktidarını devem ettirmesi süpriz sayılmaz. Özellikle uluslararası politik gelişmelerin iç politik dengeleri etkilemesi dikkate alındığında iç politik değişimin yaşanması pek ala mümkündür. Ancak bunun tek başına etkili olmayacağı da unutulmamalıdır.

Türkiye’de devletin politik stratejisinin merkezinde Kürtlerin olduğu bir gerçektir. Bütün siyasal sistemler çıkarlarını korurlar. Kürtler de kendi politik ve toplumsal çıkarlarını düşünerek bir strateji belirlemelidir. Parlamentoda Kürtleri temsil eden HDP’nin de sistem partilerinin peşinde  sürüklenmeden, demokratik talepler ve hedefler doğrultusunda gerektiğinde ittifaklar oluşturmalı ya da kendi politik çizgisi doğrultusunda üçüncü bir güç olarak hareket etmelidir.