Suriye’de geçici HTŞ Şam hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (SDG) arasında ABD ve Fransa’nın garantörlüğünden yapılan anlaşma kamuoyu ile paylaşıldı.
Hem anlaşmanın içeriği hem de biçimi üzerinde yoğun bir tartışma yaşanıyor. Kürtlerin özellikle HTŞ’nin bu anlaşmaya uyacağına dair hiçbir güvenleri yok. Yaşanan birçok sorun nedeniyle böyle bir güvensizliğin olması hem doğal hem de olumludur. Böylelikle toplumsal tepkinin ve duyarlılığın sürekli kılınmasını sağlayan bir faktör olarak değerlendirmek mümkündür. Taraflar arasında güvensizliğin olması bir yana bu sorunun çözümü de uluslararası güçlerin aktif bir rol aldıkları çok net olarak görülüyor.
Sorunu doğru kavranabilmesi için kamuoyuna sunulan maddelerin obektif değerlendirilmesi gerekiyor. Burada söz konusu maddeleri, görüşmeyi yürütenlerin yani doğrudan soruna muhatap olanların yapmış olduğu açıklamalarla birlikte yorumlamak daha objektif ve gerçekçi sonuçlar çıkartmamıza yardımcı olur.
Tartışılan en önemli noktu şu :Kürtler Suriye’de Özerklik Elde ettiler mi ? Etmediler mi ?
Özerklik Kavramı
Özerklik ya da otonomi en basit ifadeyle : « Bir kişi ya da bir topluluğun bağımsız olarak karar verme, kendi kendini yönetebilme » olarak tanımlanır. Ancak Özerklik ya da Özerk Bölgeler mutlak sınırları çizilen, dünyanın hemen her yerinde aynı şekilde işleyen idari yapılar değildir. Daha çok bölgelerin, ülkelerin tarihisel, kültürel ve toplumsal yapısına, uluslararası ve bölgesel ilişkilerin yarattığı etkiye göre biçim alırlar.
Dünyadaki Özerk Yapıları az çok inceleyen biri olarak Özerk Yapıların en geniş temsili biçiminin Irak Kürdistan Bölge Yönetimi olduğunu söyleyebilirim. IKBY’nin hem parlamentosu, hükümeti, başbakanı, cumhurbaşkanı, kendi hükümetine bağlı askeri gücü olan hem de sınır güvenliği kendileri tarafından sağlanan, gümrük kapılarını ve r-hava alanlarını kontrol eden, merkezi Bağdat ile olan ilişkileri tamamen anayasal bir statüye kavuşturulan fiilen devlet olarak tanımlanabilecek kendisine özgü bir ÖZERK YAPI’dır.
Avrupa’da çok sayıda Özerk sistemlerden bahsedibiliriz. Katalanların, Basklıların İspanya’da, İrlandalıların İnglitere’de, Korsikalıların Fransa’da Özerk Yapıları var : Bunların Meclisleri, parlamentoları, başbakanları var. Kendi ana dillerinde eğitimleri var. Ancak bunların hiç birinde özel askeri birlikler bulunmuyor. Rusya Özerk ve Federal yapıların olduğu bir Federasyonlar topluluğudur. Hindistan eyaletlerin geniş yetkileri olan bir sistemler topluluğudur. Almanya eyaletlerin geniş yetkilere sahip hükümet sistemi olan bir federal yapıdır. ABD, 50 eyaleti olan devletler topluluğudur. Öyle ki her eyaletin kongresi, senatosu hatta Anayasa Mahkemesi, her eyaletin kendisine göre yargılama dahil ayrı kanunları olan devletler birliğidir. Bu bakımdan ÖZERKLİĞİ tek bir kavramla tanımlamak zor.
Suriye’de Kürtlerin statüsü nasıl tanımlanabilir
Suriye’de Kürtlerin 12 yıldır inşa ettikleri ‘Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi’ var. Fiilen bir devlet gibi işliyordu. Esad rejiminin yıkılmasıyla Suriye’deki dengeler değişmeye başladı. Özellikle uluslararası güçlerin bölgesel çıkarları nedeniyle Heyeti Tahrir Şam(HTŞ)’nin Şam’da iktidar yapılması, Kürtler bakımından bir kırılma noktası oluşturdu. Son aylarda yaşananlar Kürtler açısında ciddi sorunlara yol açtı. Sadece askeri değil, elde edilen bütün kazanımların ortadan kaldırılması ve hatta topyekün fiziki tasfiye tehlikesi ortaya çıktı. Uluslararası İslami Cihatçılar tarafından, bir çok ülkenin aktif askeri desteğiyle Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetiminin kontrol ettiği alanlara karşı topyekün bir saldırı başlatıldı. Kürtlerin özellikle Haseki ve Kobani başta olmak üzere aktif bir savunma yapmaları ve Irak, İran, Türkiye, Suriye başka olmak üzere uluslararası alanda Kürtlerin tek bir merkez gibi harekete geçmeleri, kimsenin tahmin etmediği ortak bir irade ve kararlılık ortaya koymaları, Kürtleri yönelik saldırıları etkisiz kılmaya ve uluslararası güçlerin yeniden harekete geçmesine zemin hazırladı.
Gelinen aşamada HTŞ merkezli Şam Hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında, 29 Ocak 2026 tarihili bir anlaşmanın imzalandığı kamuoyuna açıklandı. Yapılan anlaşmanın önemi nedir ve nasıl kavranmalıdır ?
Anlaşmada 4 Aşama ve 14 Maddede Neler Yer Alıyor:
Birinci Aşama: Güvenlik ve Askerî Düzenlemeler
- Son dönemde yaşanan olaylara bağlı olarak tüm cephelerde kalıcı ve kapsamlı ateşkes ilan edilmesi, tüm gözaltı ve baskınların durdurulması; DAİŞ hapishanelerinin korunmasının SDG tarafından sürdürülmesi ve devam eden tahliye sürecine tam lojistik destek sağlanması.
- SDG güçlerinin Haseke ve Kamışlı şehirlerinden, mutabık kalınan askerî kışlalara çekilmesi; buna karşılık Suriye ordusunun derhal Haseke’nin güneyindeki Şeddadi kasabasına çekilmesi.
- Suriye Savunma Bakanlığı tarafından Haseke ili için bir askerî tümen kurulması ve SDG güçlerinin üç tugay halinde bu yapıya entegre edilmesi.
- Kobani’deki askerî gücün, Halep ilindeki bir askerî tümen bünyesine bağlı bir tugay olarak entegre edilmesi.
İkinci Aşama: 02.02.2026 tarihinde Yürürlüğü girecek olan Güvenlik ve İdari Düzenlemeler
- Güvenlik ve istikrarı güçlendirmek amacıyla Haseke ve Kamışlı şehirlerinin her birine 15 güvenlik aracının girişi ve SDG’ye bağlı güvenlik güçlerinin İçişleri Bakanlığı bünyesinde entegrasyon sürecinin başlatılması.
- Yerel yöneticilerin atanması:
- Haseke Valisi, SDG’nin önerisiyle atanır.
- İl Güvenlik Müdürü, Suriye hükümetinin önerisiyle atanır.
- Savunma Bakan Yardımcısı, SDG’nin önerisiyle atanır.
Üçüncü Aşama: Hayati Tesislerin Devralınması ve Lojistik İşlemler (En fazla 10 gün içinde)
- Hayati tesislerin devralınması:
- Rümeylan ve Süveyde petrol sahalarının Enerji Bakanlığı tarafından devralınması ve sivil çalışanların entegrasyonu.
- Kamışlı Havalimanı’nın Sivil Havacılık Kurumu tarafından devralınması.
Dördüncü Aşama: Sivil Kurumların Devralınması (En fazla bir ay içinde)
- Kara Sınır Kapıları Genel Müdürlüğü’nden bir ekibin Semalka ve Nusaybin sınır kapılarına gönderilmesi, sivil personelin resmî olarak görevlendirilmesi, sınır kapılarının silah ve yabancıların ülke dışından girişinde kullanılmasının engellenmesi ve kapıların derhal faaliyete geçirilmesi.
- Suriye hükümetinin Haseke ilindeki tüm sivil kurumları devralması, özerk yönetim kurumlarının devlet kurumlarıyla birleştirilmesi ve bu kurumlarda çalışan sivil personelin kadroya alınarak görevlerinin güvence altına alınması.
Tüm Taraflar İçin Bağlayıcı Hükümler
(Tüm süreç boyunca geçerlidir)
- Tüm taraflarca, özellikle Kürt bölgeleri başta olmak üzere, askerî güçlerin şehir ve kasabalara girişinin yasaklanması.
- Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından verilen tüm ilk, orta, lise ve üniversite diplomaları ile meslek yüksekokulu belgelerinin denklik ve resmî onayının sağlanması.
- Tüm yerel, kültürel ve sivil toplum kuruluşları ile medya kurumlarının ilgili bakanlıkların mevzuatına uygun şekilde ruhsatlandırılması.
- Eğitim Bakanlığı ile birlikte Kürt toplumunun eğitim sürecinin ele alınması ve eğitsel özgünlüklerin gözetilmesi.
- Tüm yerinden edilmiş kişilerin (Afrin, Şeyh Maksud, Resulayn / Serêkaniyê) şehir ve köylerine dönüşünün sağlanması ve bu bölgelerdeki sivil yönetimler içinde yerel yöneticilerin atanması. »
Kamuoyuna açıklanan bu 14 maddenin içeriğinin tam doğru anlaşılabilmesi için görüşmeyi yürüten Mazlum Abdi ve İlham Amed tarafından yapılan açıklamalarla birlikte yorumlanması son derece yararlı olacaktır. Söz konusu 14 maddeye dair yaptıkları açıklayıcı yorumlar meselenin doğru anlaşmasının anahtarını veriyor.
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdî:
« Bu ayın 27’sinde Şam’a gittik, Ahmet Şara ile uzun bir görüşmemiz oldu. Bu sabah da bir telefon görüşmemiz gerçekleşti; ardından ittifakı imzaladık. Halkımız üzerinde büyük bir katliam planı vardı. Bunun önünü almak için çok çabaladık; maalesef uluslararası güçler bu saldırıyı durdurmak için çok istekli değildi. Biz de bir anlaşmaya gittik. Amacımız bu planları durdurmak ve halkımızı korumaktı.
1.Suriye ordusu, Cizire ve Kobani’ye girmeyecek
2.Özerk Yönetim kurumları kendi kendilerini yönetmeye devam edecek
3.Qamişlo, Dêrik, Kobanê ve Cizir’de bulunan QSD’ye bağlı güçler, tugay olarak Suriye ordusunun bir parçası gibi bulundukları yerleri korumaya devam edecekler.
4.Kobanê’deki kuşatma kalkacak; anlaşmayı bugün imzaladık, 3 gün sonra yürürlüğe girecek. Cizir ve Kobanê’de rejime bağlı güçler geri çekilmeli; böylece ambargo da kalkacaktır.
5.Efrîn ve Serêkaniyê konusunda çözüm sağlanması gerekiyor; buralar Kürt şehirleridir. Yaptığımız bu anlaşma Efrîn için de geçerli olmalıdır. Kürtlerin şehirleriyle ilgili bir anlaşma yapıldı. Biraz zaman gerekebilir, ancak çözülecektir.
6.Kürtlerin köyleri, iç güvenlik güçlerimiz ve entegrasyon sağlanan güçlerimiz tarafından korunacak
7.Uluslararası güçler de toplantılarımızda yer aldılar : Fransa Cumhurbaşkanı, bu anlaşmanın siyasi olarak garantörü olacağını söyledi.
8.Rejimin ve aşiretlerin elinde esir olan güçlerimizin geri dönmesi konusunda bir anlaşmamız var.
9.Bu anlaşma, bütün Kürtleri korumayı hedefliyor; hem siyasi, hem idari, hem de askeri anlamda.
10.Eğitim çalışmalarımız resmi olacak; bu da anlaşmada yer alıyor.
11.Kürt bölgelerindeki idari kurumlar, o bölgedeki insanlar tarafından yapılacak.
12.Güvenliğimiz, bizim güçlerimiz tarafından sağlanacak; komutanları da yine bu mücadelenin yürütücüleri olacak. »
Rojava Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı Îlham Ehmed :
SDG Askeri Gücünü Önemli Oranda Koruyor : « QSD ve hükümet güçleri arasına mesafe konuyor. Ordulaşma bu düzenleme üzerinde olacak. Üç tugay Hesekê’de bir tugay Kobanê’de olacak. Bölgeye özgü tugaylardır. Bunlar yerelin güçleri. Asayiş güçlerimiz değişmeyecek, kendi bölgelerinde resmi güç olacaklar, yerlerinde kalacaklar. Bir kısmı resmi İç İşleri Bakanlığı’na girecek düzenleme yapılana kadar. Hesekê’ye bir iç güvenlik gücü yerleşecek. Spekülasyonlar yapılıyor. Haberimiz var. Asayişimiz bölgesel güç olarak kalacak. »
Anadilde Eğitim Kabul Edilmiş: « Eğitim olarak anadilinde eğitim resmi bir şekilde kabul edilecek. Eğitimin anadilde olması üzerinde uzlaştık. Resmi yazılı hale getirilecek. Lise ve üniversiteler resmi olarak tanınacak. Buna ilişkin bir kararname çıkacak. Eğitim ile ayrıntılar diyaloglarla sürecek. Eğitim için Özerk Yönetimi’n verdiği diplomalar da kabul edilecek. Prensip olarak bir kabul ediş var eğitim konusunda. »
Bölgenin İdari Yapısını SDG Belirleyecek : « Hesekê valisini biz belirleyeceğiz. Resmi kurumlarımız da entegrasyona tabi tutulacak. Sınır güvenliğini bölge yapacak. Devlet bakanlıklarıyla nasıl olacağına dair görüşmeler var. Kapı ve sınırla ilgili madde madde açıklanmış. Bu kurumlarda çalışacaklar yerel olacak. Yeniden yapılansa bile bölgesel olacak. Mücadelenin bir aşaması tamamlanıyor. »
Devlet Kurumlarında Temsili Olarak Yer Alınacak : « Ortak çalışma için neler yapılması gerektiğine ilişkin daha çalışmak gerekiyor. Hükümetin içinde bakanlıklarda çalışanlarımız olacak, bunun tartışmaları var. İleride seçimlere de gidilebilir. Görev paylaşımı gündemimizde olacak. Büyük planlar yapıldı… »
Türkiye, Serekaniye ve Afrin’de Çekilecek :Serekaniyê için de var, halen Türkiye’nin denetiminde. Efrîn daha Türkiye’nin elinde, burası da boşaltılacak. Halkımızın dönüşü için girişimlerimiz sürüyor.
SDG’nin Kadın Askeri Gücü Varlığını Koruyor : YPJ, QSD’nin bünyesindedir. Onlar da QSD içinde kalacaklardır. Semelka Sınır Kapısı açılacak, anlaşmada var. Orada çalışanlar hükümet ile resmi görevini yapmaya devam edecek.
Müzakerelerde Ankara Yok, ABD, Frans ave Arap Ülkeleri Var: Savaşın önünü kapatmak için müzakere yoluna başvurulması gerektiği defalarca söylendi. Macron ve ABD başta olmak üzere Arap ülkelerinin de içinde olduğu bir şekilde bu sürece gelindi.
Ateşkesin ve Anlaşmanın Uygulanabilmesi İçin Garantör Devletler : Uluslararası devletler garantör olmalı. Şu an uluslararası çok büyük bir destek var. Fransa Cumhurbaşkanı da garantörlük için hazır olduğunu belirtti. Keza ABD’de yine garantörlük için devrede. Başka ülkelerde var. Ayrıca Ateşkes için bir mekanizmanın olması gerektiği ve ateşkesi takip etmesi gerektiğini söyledik.
Hem imzalanan 14 madde hem de Mazlum Abdi ve İlham Amed tarafından yapılacaklamalar dikkate alındığında :
Kürtlerin için ciddiye alınabilir bir sonuç elde edildiğini söylemek abartılı olmaz. Anlaşma maddelerinde dikkat çeken önemli bir nokta : Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi’ kavramı çok dikkatlici kullanılmış ve kabul görmüş. Yani Özerkliğin kavramsal olarak esasen kabul görüldüğü anlaşılıyor
İkincisi, Toplam 4 askeri tuğay halinde SDG askeri bir güç olarak kabul görüyor ve varlığını devam ettiriyor. 14 Maddede açıkça ifade edilmemesine rağmen Mazlum Abdi ve İlham Amed’in açıklamalarından anlaşılacağı üzere Kadın askeri gücü olarak bilinen YPJ’nin 4 Tuğay içerisinde yer alacak. Savunma Bakanı Yardımcısı SDG’den atanacak ve bu bakan yardımcısı büyük bir olasılıkla Kürt Askeri Birliklerinden de sorumlu olacak. Satır aralarında belirtilen ama son derece önemli olan bir nokta var : SDG’ye bağlı tuğaylar aynı zamanda Sınır Güvenliğinden Sorumlu Olacaklar.
Üçüncüsü ; Kürtlerin idari olarak Rojava’yi kontrol edecek. Geniş yetkileri olacak olan Vali SDG tarafından atanacak. Vali bir bakıma Haseki eyaletinin Başkanı olacak. SDG kurumları biçimsel olarak devlet kurumlarına dönüştürülecek. Böylelikle SDG, bölgedeki varlığını esasen devam ettirecek.
Dördüncüsü ; Eğitim alanından ilkokuldan üniversiteye kadar Anadilde Eğitimin kabul edilmesidir. Bunun kabülü dahi tek başına son derece stratejik bir kazanımdır.
Beşincisi : Sınır Gümrük kapılar ve Kamışlı, Kobanı hava yolu kapıları, enerji kurumları da dahil olmak üzere bakanlıklar ve diğer bütün devlet kurumlarına SDG için kontenjan ayrılması ciddi bir adımdır.
Altıncısı ; Ülke genelinde yapılacak seçimlere kadar Kürtlerin Halk Meclisinde yani Parlamentoda temsili için ciddi bir kontejanının ayrılması özellikle Yasama alanında daha güçlü bir şekilde sürece müdahil bakımından önemsenmesi gereken bir karardır.
Yedincisi: Suriye’de bulunan özellikle silahlı yabancıların derhal çıkartılmasına dair bir kararın alınmış olmasıdır. Yabancı silahlı güçler kimler : HTŞ içerisinde yer alan ve sayıları yaklaşık 25 bin olan Radikal İslamcı Cihatçılar, bu ‘yabancı silahlı gücün’ içinde mi ? Türkiye’nin Afrin, El Bab ve Serikaniye’de bulunan askeri gücü bu ‘yabancılar’ tanımlanmasının için de mi ? Dolaylı olarak evet deniliyor, Türkiye’nin askeri birliklerinin bu bölgeden çıkarılması kaçınılmazdır.
Halen Risk Taşıyan Hususlar Bakımından Yapılması Gerekenler
Öncelikli olarak bu anlaşmanın yapılması önemli ama hayata geçirilmediği sürece bir anlam ifade etmez. HTŞ Merkezli Şam hükümetinin kendileri tarafından alınan kararların bizzat kendileri tarafından keyiflerine göre ihlal ettikleri biliniyor. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra dikkatlice takip edilmesi gerekir. Bunun için zaman geçirmeden Uluslararası Gözlemci bir grubun kurulması hayati derecede önem arz ediyor.
Aynı şekilde bu düzeyde stratejik kararlar Kanunlarla va Kanun Hükmünde Kararnamelerle olmaz. Mutlak bir şekilde Anayasal Güvenceye kavuşturulmalıdır.
SDG ile HTŞ Merkezli Şam Hükümeti arasında yapılan anlaşmanın Aleviler, Dürziler dahil olmak üzere bütün etnik ve dini gruplar için de yapılması sağlanmalıdır. SDG, bundan ısrar etmelidir. Çünkü diğer halklar içinde benzeri kararlar alınırsa, Suriye’nin gelecekte demokratikleşmesinde etki de bulunur.
Kürt bölgeleri olarak bilinen Afrin ve Serikaniye bölgeleri için bir belirsizliğin olduğu anlaşılıyor. Bu belirsizliğin zaman geçirmeden çözülmesi de önemlidir.
Uluslararası Güçlerin Artan Desteği ve Ankara’nıns sessizliği
Suriye’nin istikrarı küresel güçlerin bölgesel çıkarları için son derece önemlidir. SDG ile HTŞ Merkezli Şam Hükümeti arasında yapılan anlaşmaya başta Irak Kürdistan Bölge Yöneticileri, ABD, Fransa/Avrupa Birliği ve Körfez Arap Ülkeleri olmak üzere dünya genelinde büyük bir destek geldi.
Yapılan açıklamalarda anlaşılacağı üzere ABD, Fransa/Avrupa Birliği ve Körfez Arap Ülkeleri, Irak Kürdistan Bölge Yönetimi hem ateşkesin hem de kalıcı bir anlaşmanın sağlanmasında aktif rol aldıkları anlaşılıyor. Bu ülkelerin aynı zamanda ‘Garantör Devletler’ olarak görev alabileceklerini belirtirlerken Ankara’nın devre dışında kalması yada bu sürece bilerek dahil olmaması hiç şüphesiz ki, Şam/HTŞ-Qamışlı/SDG arasındaki anlaşmadan memnun olmadığı sonucu çıkıyor. Dünyanın her yerinde açıklamalar yapılırken Ankara’nın sessizliği, Suriye’de doğrudan savaşın bir tarafı olarak istediği sonucu alamadığı yorumlarına yol açtı. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada: “Sağlanan anlaşmanın nasıl uygulanacağına, bunun sahaya yansımalarına bakacağız. Olumlu veya olumsuz sonuçlarını, net çıktılarını yakından takip edeceğiz.” Bu açıklama; yapılan anlaşmadan pek memnun kalınmıdığı sonucu çıkıyor.
Ankara’nın ısrarla terörist gördüğü SDG ile kontrol etmeye çalıştığı Şam hükümeti arasında bir anlaşmanın yapılmış olması, devletin stratejik planının boşa çıkartılması olarak değerlendiriliyor. Ortak anlaşmada yabancı silahlı güçler olarak doğrudan Ankara’yı işaret ettiği dikkate alındığında şu soru gündeme gelecek : Türkiye Suriye’de ne elde etti ?
İktidar veya devlet zaman kaybetmeden Suriye’de taraflar arasındaki anlaşmayı aktif olarak desteklemelidir. Çünkü Suriye’de bu sorun çözülecek. Bundan geriye dönüş yok.
Ankara’da başlayan Kürt çözüm süreci kaldığı yerden devam edecek mi ? Çünkü bu mesele Suriye nedeniyle tıkanmıştı. Suriye’de sorun çok kısa sürede çözüme kavuşacağına göre Türkiye’nin istikrarı ve bölgesel geleceği için kendi içindeki sorunun çözümünü geçiktirmemelidir. Bölgesel çatışma ve kaos uzun bir süre devam edecek. İran’dan sonra sıranın kime geleceğine dair bir çok olasılık var. Bunlardan birinin de Türkiye olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Ankara Kürt sorunun demokratik siyaset içinde çözerek, kendi iç dinamiğini güçlü tutmayı başarmalıdır.
Özet : Suriye’de Kürtler açısından fiilen ÖZERK bir yapı kabul edilmiş görünüyor. Burada eksik olan Haseki merkezli parlamento niteliğinde Yerel Yönetimin netleştirilmemiş olmasıdır. Buna karşılık ise Askeri Gücünü Koruyan yeni bir modelin ortaya çıkmasıdır. Kürtler ve Suriye hakları için yeni bir dönem başlıyor. Bu yeni döneme hazırlıklı giren çok daha fazla kazanır. Şam’daki HTŞ merkezli yönetimin geleceğine dair net bir şey söylenemez. Bugün uluslararası güçlerin desteğiyle ayakta kalacak ama bunun devamlılığına dair bir öngörüde bulunmak zor. Kürtler için ise durum tersidir. Yani Kürtler daha istikrarlı ve organizeli bir yapıları var.
Burada asıl kazanım sadece anlaşma yapmak değil uygulanmasını sağlamaktır. SDG’nin anlaşmadan sonra Suriye’nin diğer halklarıyla çok daha yakın ilişki kurarak ortak hareket için çalışmaları son derece önem arz ediyor. Suriye’ye birlikte yönetmek buradan geçer.
