Güncel HaberlerMakaleler

Dr. Mustafa PEKÖZ: YEŞİL SOL PARTİ’NİN SEÇİM POLİTİKASI NASIL OLMALIDIR


Demokrasi güçleri, ‘Emek ve Özgürlük İttifakı’ ile seçime giriyor. HDP, Anayasa Mahkemesinde devam eden kapatma davası nedeniyle seçime girmiyor. Seçmen de, politik olarak kendisine yakın olan ve seçime girme yeterliliğini elde eden Yeşil  Sol Parti’yi destekliyor. Doğal olarak dikkatler Yeşil Sol Parti’nin seçim politikası ve  aday profiline çekildi.

 

Türkiye’nin içerisinden geçtiği süreç dikkate alınarak birçok konuda hassasiyetin gösterilmesi hiç şüphesiz ki çok önemli.  Bugünkü veriler dikkate alındığında Türkiye, 3 politik kategoriye ayrılmış. Cumhur İttifakı, bugünkü iktidar, Millet İttifakı, bugünkü devlet muhalefeti ve  Emek ve Özgürlük İttifakı, gerçekten muhalefette olan güç. 

 

Bu üç ittifak da öncelikli olarak kendi sosyolojik tabanına uygun bir irade beyanı ortaya koymaya çalışıyor.  Ayrıca Türkiye’nin sorunlarına ilişkin stratejik politikalarını kamuoyuna açıklayarak toplumsal tabanını genişletmek istiyor.

 

Yeşil Sol Parti, Politik Olarak Alternatif Olmalıdır

 

Türkiye’nin bütün bölgelerinde seçime gireceğine göre toplumun politik, ekonomik,  toplumsal ve kültürel sorunlarını kamuoyuna taşımayı mutlak bir şekilde sağlamalı ve ne istediğini çok açık bir şekilde ortaya koymalıdır.

 

Yeşil Sol Parti, Türkiye toplumunun sorunlarına çözüm bulacak alternatif politikalara sahip olduğunu düşünüyor ise ki iddiası budur, bunu bütün yönleriyle ortaya koymalı ve kamuoyuyla paylaşmalıdır.

 

Yeşil Sol Parti’nin ayırt edici özelliği diğer sistem partilerden farklı olarak gerçekten sisteme alternatif bir güç olma iddiasıdır.  Bu nedenle ekonomik, politik ve toplumsal projelerini bütün çıplaklığıyla, toplum bireylerinin ve seçmenin anlayacağı bir dilde seçmenle paylaşmalıdır.

 

Yeşil Sol Parti’nin ekonomik politikası nedir? Ne düşünüyor? Topluma ne sunuyor? Örneğin ekonomik krizi eleştirmek, iktidarı suçlamak, ekonomik kötülüğünün kaynağının AK Parti olduğun söylemek tek başına yeterli değildir. Çözüme ilişkin önerileri somut, anlaşılabilir, basit bir şekilde ortaya koyması gerekiyor. Doğal olarak toplum ikincisine yani çözüme bakar, nasıl bir alternatif çözüm öneriyorsun ona bakar.

 

Toplumu etkileyen önemli unsurlardan bir tanesi işsizlik sorunudur. Genel geçerli cümlelerle işsizliğin kaynağının iktidar olduğun söyleyebilirsiniz, izlediği yanlış politikaları tanımlarsınız? Ancak işsizliği önlenmeye yönelik politikanız nedir? Toplum eleştiri kadar bunu sorgular. Oy verirken sadece eleştiri değil aynı zamanda çözümdeki inandırıcılığa bakar.

 

Yeşile Sol Parti’nin sağlık politikası nedir? Örneğin iktidarın ‘Şehir Hastaneleri’ politikasına karşı çıkmak, eleştirmek ayrı bir konu, alternatif politikaları ortaya koymak ayrı bir konu. Toplum alternatifi daha çok önemser, güveni burada görür.

 

Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri ilkokuldan üniversiteye kadar izlenen yanlış eğitim politikasıdır. Bugünkü eğitim politikasının yarattığı sorunların eleştirilmesi ve bunu tek sorumlusunun bugünkü iktidar olduğunu söylenmesi son derece önemli. Ancak topluma giderken partinin eğitim politikasının ne olduğun anlaşılır bir şekilde anlatmak ve toplumu inandır gerekir. Böylelikle eleştiriye paralel olarak alternatifin de ne olduğunu seçmenin görmesi gerekir.

 

İktidarın izlediği silahlanma, savaş politikaları gibi temel yaklaşımları eleştiri konusu yaparken aynı zamanda barış politikasının ne olduğu, bundan ne anlaşıldığı, hem ülke içinde hem de bölgesel alanda halklar arasında ilişkilerin nasıl düzenleneceğini de ortaya koyması gerekir. Çöken Dış politikanın eleştirisi yapılmalı ve doğru olan politikayı ortaya koymalıdır.

 

Hiç şüphesiz ki Türkiye’nin önemli sorunu demokrasi meselesidir. Sistem yeniden inşa edilirken demokratikleşmenin esas alındığı bir stratejinin izlenmesi gerekir. Türkiye’de tarihsel olarak devletin hiçbir dönem demokratikleşmediği, anti-demokratik rejimlerin iktidarda olduğu bir gerçekle karşı karşıyayız. Genel geçer bazı demokratik yasaların çıkartılması ve uygulanması ile sorunların çözülmediği biliniyor. Bunların çok ötesinde esasen sosyolojik ve politik olarak cumhuriyetin kuruluşundan beri gündemde olan Kürtlerin, Alevilerin ve diğer toplumsal grupların taleplerinin demokratik siyaset içerisinde çözülmesine özel bir dikkat çekilmelidir. Bundan ne anladığını da açık bir şekilde ortaya koyması gerekiyor.

 

Yeşil Sol Parti’nin seçme kitlesinin önemli bir kesimini kadınların oluşturduğu dikkate alındığında, kadın politikalarını çok kapsamlı bir şekilde kamuoyu ile paylaşmalı ve özellikle Cumhur ittifakından oluşturulan güçlerin bir bakıma kadının tarihsel misyonunu yok etmek için çok tehlikeli kararlar aldıklarını anlaşılır bir şekilde topluma anlatılmalıdır.   Ülkemizde geliştirilen kadın düşmanlığının politik ve toplumsal bir felakete yol açacağı üzerinde özellikle durmalıdırlar.

 

Toplumsal değişimin en önemli gücünün gençler olduğunu bütün ittifak güçleri biliyor. Yeşil Sol Parti’nin önemli bir toplumsal tabanını gençler oluşturuyor. Gençlik politikasını anlaşılabilir bir dilde anlatmalı ve paylaşmalıdır. Sadece iktidarın gençlere yönelik izlediği çözümsüz politikaları eleştiri konusu yapmak yetmez. Genç nüfus yeni dönemi iyi okuyor ve analiz ediyor. Bu nedenle eleştiriler kadar alternatif çözüme de bakıyor.

 

Yeşil Sol Parti sadece Kürt seçmeni üzerine politika yapan, onların sorunlarını gündemleştiren bir görüntü çizmemelidir. Türkiye toplumunu kapsayan, onların bütün sorunların çözümüne aday olduğunu ve yeni bir Türkiye inşa etme de rol alacağını inandırıcı bir şekilde kamuoyu ile paylaşmalıdır.

 

Yeniden toplumsal inşadan kast edilen esasen sistemin bütünüyle değişimini sağlamaktır. Yani mevcut kurumların yeniden organizasyonu ile demokratik yaşamın sağlanamayacağını, anayasa başta olmak üzere devletin bütün kurumsal yapılarının değiştirilmesi ve düzenlenmesi gerektiğini kamuoyuna açıklayıp, alternatif bir proje oluşturmalıdır. Toplumsal politik hedef: Yeni Türkiye’ye Yeni Sistem.

 

Yeşil Sol Parti, kendi sosyolojik tabanının sorunlarına sürekli vurgu yapabilir, yapmalıdır  da. Ancak; diğer temel sorunlar seçim sürecinde ikinci plana düşerse,  lokal bir parti görüntüsü yaratabilir.  Türkiye’nin genel sorunlarını ortaya koyan, çözümler sunan  bir  seçim politikası izlemesi gerekir.

 

Yeşil Sol Parti, sosyolojik tabanının sesine kulak vermelidir.

 

Bu sorunun birkaç boyutu bulunmaktadır. Güncellik bakımından önem arz eden bir konudur. Politik ve toplumsal olarak alternatif bir güç olarak seçimlere giren Yeşil Sol Parti’nin süreci doğru örgütlemesi son derece önemlidir. Bunun ilk adımı da kendi iç dinamiklerinde izleyeceği doğru örgütsel politikaları yaşama geçirmesidir.

 

 Birincisi, Gerçekçi ve objektif olmak istersek partinin sosyolojik tabanının önemli kesimi Kürtlerden oluşuyor. Kürtlerin toplumsal, politik, ekonomik, kültürel ve tarihten kaynaklanan sorunlarının çözümü için somut politik projeler ortaya koymalıdır. Ülkenin genel sorunlarına paralel olarak kendi tabanının sorunlarına da özel bir vurgu yapmalıdır. Bu yapılmadan yürütülecek bir seçim çalışması, doğal olarak eksik kalır, tartışmaya yol açar. Kürtlerin, Alevilerin  ve benzeri toplumsal grupların sorunları çözülmeden, Türkiye’nin demokratikleşmeyeceğini seçmene anlatmayı başarmalıdır. Yani Türkiyelileşme meselesi, Kürtlerin çok yönlü politik ve toplumsal taleplerini gölgelememeli ve meydanı Hüda-Par gibi bir partiye bırakılmamalıdır.

 

İkincisi, Daha güncel olan milletvekili adaylıklarının belirlenmesinde kriterlerin net olması gerekir. Sıklıkla vurgulandığı gibi geçmişte HDP, bugün Yeşil Sol Parti, Türkiye toplumunun bütününü hedefleyen bir parti olduğu sürekli vurgulanıyor. Ancak toplumsal realite bu iki partinin sosyolojik tabanının çok önemli ölçüde Kürtlerden ve daha sonra Alevilerden oluştuğunu görüyoruz. Bu nedenle milletvekili seçimlerinde sosyolojik tabanının hassasiyetleri mutlak bir şekilde dikkate alınmak zorundadır.

 

Örneğin Kürt seçmen kitlesinin en yoğun olduğu il, İstanbul’dur. İstanbul’da Yeşil Sol Parti’ye oy veren seçmenin toplamı, Diyarbakır, Van ve Mardin’in toplamına eşit sayılır. Ancak geçmişteki seçimlerde görüldüğü üzere İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerde  milletvekili tercihlerinde Kürt seçmen kitlesinin taleplerinin dikkate alınmadığı görüldü. Bunun çok ciddi bir eleştiri konusu olduğu ve sürekli tartışıldığı da bilinen bir durum. Seçmenin eleştirisini dikkate alarak özellikle Batının metropol kentlerindeki seçmenin bu konudaki hassasiyetlerini hesaba katılmalıdır.

 

İkincisi, Yeşil Sol Parti, hem politik  hem de seçmen kitlesi olarak HDP ile aynı paralelde olduğuna göre belirlenen tüzük ve iç hukuk normlarına uygun davranmalıdır. HDP’nin belirlediği ‘bir milletvekilinin en fazla iki dönem seçilebilir’ kuralını mutlak bir şekilde uygulamalıdır. Bu konuda yapılabilecek bir esnetme, “anayasayı bir kez ihlal etmekle bir şey olmaz” mantığıyla aynı noktaya çıkar. İki dönem kuralının esnetilerek ‘ayrıcalıklar grubunun’ oluşturulduğu biliniyor. Çok olağanüstü koşullar olmadığına göre kural mutlaka işletilmelidir. Böylelikle yeni dönemde katkı sunabilecek yetenekli birçok kişi parlamentoya girmesi sağlanabilir.

 

Üçüncüsü, Daha önce birkaç kez milletvekilliği yapmış kişiler, yeniden aday gösterilmemelidir. Ben ‘her zaman her yerde olmalıyım’ anti-demokratik bir anlayışın yansımasıdır. Bu, bir bakıma hastalıklı bir davranış biçimidir. Geçmişte bir ve birkaç kez milletvekili olduğu halde yeniden aday olmakta ısrar edenlerin dertleri, toplumsal sorunların çözümü, ülkenin demokratikleşmesi ve bu konuda misyon üstlenmesi değil, tamamen kendi kişisel egolarının ve kariyer duygularının dışa vurumudur.

 

Dördüncüsü, Bu toplumsal süreçte şu veya bu biçimde, dolaylı olsa da emek vermeyenlerin aday olmakta kendini dayatmaları etik değildir, objektif değildir, demokratik değildir. 

 

Beşincisi,  Çıkar ilişkilerine göre hareket eden, sadece kendisini var etmeye çalışan, toplumsal mücadeleye hiçbir katkısı olmayan bireylere, eğilimlere yer verilmemelidir. Kendi gerçek politik kimliğini gizleyen, iç dünyası ile görünürdeki söylemleri farkı olanların ön plana çıkartılmaması gerektiği yaşanmış örneklerle ortaya çıktı.

 

Toplumsal değişime katkı sunabilecek ama çevresi ve arkadaşı olmadığı için bu sürece dahil edilmeyenlerin arka plana atılmaması, önlerinin açılması, enerjilerinden ve potansiyellerinden yararlanılması gerekir.

 

Altıncısı, Kişisel gücünü, aşiret bağlarını kullanarak aday olmak için  psikolojik baskı yapmak isteyen adaylara izin verilmemelidir. Demokratik uygulamaların toplumsal değişimin en önemli faktörlerden biri olduğu unutulmamalıdır.

 

Yedincisi, Yeşil Sol Parti, kendi içerisinde  yer alan politik bileşenleriyle, sosyal gruplarıyla ve bireyleriyle milletvekili pazarlığı gibi tartışmalardan uzak durmalıdır. Bu gruplardan aday gösterilen kişilerin de uygunluğu üzerine mutlak bir şekilde tartışma yürütülmeli ve ona göre karar verilmelidir.

 

Sekizincisi, Aday seçiminde yerellerin talepleri, önerileri dikkate alınmalıdır. Merkez’den yerellere aday gönderilmesi doğal ama bunun aşırıya kaçması tehlikelidir. Örneğin Diyarbakır’da 8 milletvekili kazanma olasılığı var. Bunun iki tanesi merkez kontenjanında olabilir ama bu sayı 4’e veya 6’ya çıkarsa yerellerin iradesinin yok sayılması anlamına gelir. Anti-demokratik olur.

 

Yeşil Sol Parti, her ne kadar geçmiş politik mirasın bir devamı olsa da, kendisi yeni bir partidir.  HDP başta olmak üzere geçmişteki bütün partiler ile sosyolojik, politik ve tarihsel bir bağı bulunuyor. Ancak örgüsel olarak yeni bir partidir yani HDP’nin devamı değildir. HDP’nin kapatılmasının Anayasa Mahkemesinin gündeminde olduğunu bir dönemde HDP’nin devamı olduğunu söylemek gelecekte hukuken riskler oluşturur.

 

Yeşil Sol Parti, yeni dönemin politik toplumsal değişimine yön verecek bir niteliğe sahiptir. Politik stratejisini bu değişime göre gerçekleştireceği anlaşılıyor. Seçim sürecinde aktif bir rol oynayabilmesi ve beklentilere cevap verebilmesi için yukarıda söylediğimiz hususların dikkate alınmasında yarar var.

 

Özetle söylemek gerekirse: Türkiye toplumunun geneline hitap eden politik stratejiler geliştirmeli ve bunu seçmene çok net bir şekilde anlatmalıdır.  Üzerinde yükseldiği sosyolojik tabanının ihtiyaçlarını ve hassasiyetlerini dikkate almalı, adayı belirleme kriterleri konusunda oldukça dikkatli olmalıdır.

 

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Dr. Mustafa PEKÖZ: YEŞİL SOL PARTİ’NİN SEÇİM POLİTİKASI NASIL OLMALIDIR” üzerine 6 yorum

  1. Genel çerçevede iyi bir yazı. Emeğinize sağlık. Sorunlar çok boyutlu ve iç içe geçmiş vaziyette. Kötülük saçmada ustalaşmış ve toplumun dinamik kesimlerini esir almaya çalışan ve her anlamda cölleşmeye yol açan bu zehirli zihniyete son vermek pek öyle kolay olmasa gerek. Bu sadece Yeşiller ve Sol Parti ile gerçekleşmez, bir arada durmak ve zorlukları birlikte aşmak zorundayız. Hepimize kolay gelsin.

  2. Sevgil Mustafa can, Yeşil ve Sol Parti bir ” Türk Solu ” Partisi asla değildir..
    Yeşil ve Sol partiye sürekli ” … yapmalıdır ” diye tavsiye etmene hiç gerek yok..
    Yeşil ve Sol bir HDP bileşeninden öte aynı çizgide yürüyen enternasyonel bir partidir, Türkiye halklarının tümünü kapsayan, bir mazlumların partisidir..
    Sevgilerimle..
    Aşk ile..

  3. Yaptığınız analiz ve tespitlere katılıyorum .Burdaki en önemli sorun ekonomi bununla birlikte işsizlik sorunudur .Umutsuzca gençlerin bir yurtdışına gitme çabaları gözardı edilmemeli,koşullar hergün dahada zorlaştıkça gençler başka mecralara yol alıyorlar.bide buna kezat olarak fabrikalar eleman bulamadıkları dan yakınıyor.Malasefki buda doğru .herkes üniversite okursa ara eleman haliyle kalmadı. Meslek liseleri verimsiz işe yaramazlar topluluğu haline getirildi.Yeşil ve sol bunlara mutlak bir çözüm üretecektir umudumu taşıyorum.Kaleminize sağlık. ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir