ABD, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu korsanvari şekilde evinden kaçırdı. Gerekçesi, Venezuela’yı bir ‘mafya devletine’ dönüştürdüğü ve uyuşturucunun ‘Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderdiği’ iddiasıdır. Trump, Venezuela olmak üzere Kolombiya, Meksika ve Küba gibi ülkeleri ‘Nakro Mafya Devletleri’ olarak ilan etti. Latin Amerika’daki özellikle kokain üretimini ve pazarlamasını bahane ederek ABD’ye muhalif ülkeleri hedef tahtasına aldı.
Bunun bir gerekçe olduğunu, ABD’nin uyuşturucu stratejisini bilen herkes anlar. Başta Latin Amerika olmak üzere dünyanın birçok yerindeki uyuşturucu trafiğinin örgütlendirilmesinde CİA özel bir rol oynamıştır. Meksika, Kolombiya, Arjantin, Peru, Venezuela, Şili, Guatemala, Bolivya, Kosta Rika, Uruguay, Panama, Nikaragua, El Salvador, Honduras ve Porto Riko gibi Latin Amerika ülkelerinde CIA’nın doğrudan uyuşturucu trafiğini örgütleyen Resmi Büroları bulunmaktaydı. Bunlar halen bir biçimiyle devam ediyor. CIA’nın bu büroları iki önemli işlev görüyorlardı: Birincisi, Uyuşturucunun Latin Amerika’da ‘anti-komünist’ strateji çerçevesinde kullanmak, bölgedeki gerilla mücadelesi yürüten devrimci hareketlere karşı uyuşturucu kartellerini paramiliter güçler olarak kullanmaktı. İkincisi ise uyuşturucu kartellerinin uyuşturucudan elde edilen trilyon dolarları ABD Bankalarına aktarmaktı.
Trump, ABD tarihinin bir bakıma uyuşturucu tarihi olduğunu biliyordur. Bu nedenle Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırılmasına dair yaptığı açıklamada anlaşılacağı üzere meselenin uyuşturucu olmadığını, başta petrol olmak üzere Venezuela’nın doğal zenginlikleri olduğunu açıkladı.
İkinci dünya savaşı sırasında Uyuşturucu Kartelleriyle kurduğu ittifak
İkinci Dünya Savaşı döneminde ABD’nin Latin Amerika İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Nelson Rockefeller’ın yazı işleri asistanı Rodney Campbell’in yaptığı bir değerlendirmede ‘İkinci Dünya Savaşı sırasında Birleşik Devletler Donanması, ABD’nin doğu nakliye limanlarındaki grevlerin ve işçi anlaşmazlıklarının savaş zamanı lojistiğini bozacağından endişe ettiği için dünyaca ünlü uyuşturucu baronu Lucky Luciano’yu hapishaneden serbest bıraktı ve onunla işbirliği’ yapıldığını belirtir. Luciano’nun yakın arkadaşı olan Lansky; “ABD Deniz İstihbarat Dairesi’nin Alman casuslarını ve denizaltı sabotajcılarını tanımlamasına yardımcı olma çabalarına öncülük etti. Arkadaşı Luciano’nun hapishaneden serbest bırakılması karşılığında, Lansky’nin adamları New York Limanı rıhtımlarında inşa edilen ABD savaş gemilerinin güvenliğini sağladı. Alman denizaltıları doğu sahilinde müttefik gemilerini batırıyorlardı ve kalabalık New York sahilindeki Nazi yanlısı destekçilere sızmak, kimliklerini tespit etmek ve onlar hakkında bilgi vermek için çalışmaya başladı.”[1] Uyuşturucu mafyası bu limanların kontrolünü ele geçirmek için işçi sendikası üyelerine karşı saldırılara girişti. Hatta uyuşturucu mafyasının önünü açmak için birçok sendika yöneticisi ve üyesi sahte iddialarla ve komplolarla tutuklandı. Bölgedeki bütün oteller, restoranlar, barlar, iskeleler, kamyoncular, fabrikalar, kabareler ve diğer önemli işletmeler mafya tarafından kontrol edilmeye başlandı. İşe alınan mafya elemanları için ayrıca sendika kartları tedarik edildi.[2] ABD yönetiminin uyuşturucu mafyası ile anlaşma gerekçesi Nazilerin saldırılarına karşı önlem almak gibi görünse de uyuşturucu mafyası için esas mesele Avrupa’ya yönelik uyuşturucu sevkiyatının sorunsuz yapılmasıydı. Karşılıklı çıkarlar üzerinden iş birliği yapıldı. Her iki tarafta durumdan oldukça memnundu. Böylelikle ABD yönetimi, uyuşturucu ticaretinde limanların kullanılmasına göz yumdu.
CİA’nın uluslararası uyuşturucu ticareti politikası esasen ‘anti-komünizmle mücadele stratejisinin’ bir parçası olarak işlev gördü. Dünyanın hemen her bölgesinde toplumsal hareketleri bastırmak için uyuşturucu hem politik hem de ekonomik bir güç olarak kullanıldı. Bu politik strateji değişik biçimlerde devam ettiriliyor.
İkinci Dünya savaşı sonrasında CIA’nın uyuşturucu politikası
Politika Araştırmaları Enstitüsü’nün ‘Uluslararası Uyuşturucu Kaçakçılığında CIA Suç Ortaklığının Tarihi’ isimli çalışmasında ABD’nin İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında ‘anti-komünist mücadele stratejisi’ nedeniyle uluslar arası uyuşturucu örgütleriyle kurduğu ilişkiler üzerine yapılan değerlendirmede önemli saptamalar yapar: “CIA’nın ana ve kardeş örgütleri olan Stratejik Hizmetler Ofisi (OSS) ve Deniz İstihbarat Ofisi (ONI), üyeleri Charles da dahil olmak üzere New York ve Chicago yeraltı dünyalarından yoğun bir şekilde asker alarak İtalyan Mafyası liderleriyle ilişkiler geliştiriyor. Şanslı Luciano, Meyer Lansky, Joe Adonis ve Frank Costello, İtalyan diktatör Benito Mussolini tarafından sürgüne gönderilen Sicilyalı Mafya liderleriyle iletişim halinde kalmasına yardımcı oluyor. Yurtiçinde amaç Doğu Kıyısı limanlarında sabotajı önlemek, İtalya’da ise müttefik istilalarından önce Sicilya hakkında istihbarat elde etmek ve filizlenen İtalyan Komünist Partisini bastırmaktı. New York’ta hapsedilen Luciano, savaş zamanı hizmeti için bir af kazanır ve İtalya’ya sınır dışı edilir. Burada, ilk olarak yasal pazardan gelen malzemeleri yönlendirerek, Lübnan ve Türkiye’de laboratuvarlara morfin üssü sağlayan bağlantılar geliştirmeden önce eroin imparatorluğunu kurmaya devam eder. Sicilya’da OSS ve ONI aynı zamanda geniş afyon, morfin ve eroin kaynaklarını kontrol eden Çinli gangsterlerle yakın iş birliği içinde çalışarak, Tayland, Burma, Laos sınır bölgesi olan Altın Üçgen’de II. ve Çin’in Yunnan Eyaletini kontrol altına alınır. CIA, varlığının ilk yılında, ABD istihbarat topluluğunun anti-komünist yönelimini sürdürür. Teşkilat ajanları, Mafya’nın Sicilya’daki tüm gücü ele geçirmesine yardım eder ve Marsilya’daki eroin kaçakçılığı yapan Korsikalı gangsterlere, şehrin rıhtımlarının kontrolü için Komünist sendikalarla olan savaşlarında yardımcı olmaları için para gönderir. 1951’e gelindiğinde, Luciano ve Korsikalılar kaynaklarını bir araya getirerek 1970’lerin başına kadar dünya eroin ticaretine hükmedecek olan kötü şöhretli ‘Fransız bağlantısına yol açtılar. CIA ayrıca, ülkenin komünist olmayan dünyada kalmasını sağlamak için Japonya’daki organize suç çetelerinin üyelerini de işe alır.[3]
1947-1951 yılları arasında Fransa’da CIA silahları, parası ve dezenformasyonu, Marsilya’daki Korsikalı uyuşturucu işlerini yürüten suç örgütlerinin İşçi Sendikalarının kontrolünü Komünist Parti’den geri almalarını sağladı. Korsikalılar, Marsilya’yı savaş sonrası Batı dünyasının eroin başkenti haline getiren mafya uyuşturucu dağıtıcılarıyla uzun vadeli bir ortaklığı güçlendirmek için ideal koşullar olan rıhtımlar üzerinde siyasi nüfuz ve kontrol kazandılar. Marsilya’nın ilk eroin laboratuvarları, Korsikalıların kıyıyı ele geçirmesinden sadece aylar sonra, 1951’de açıldı.[4]
CİA’nın Güneydoğu Asya/Çin stratejisinde Uyuşturucu politikası
1950’lerin başında Güneydoğu Asya’da CIA tarafından Komünist Çin’e karşı savaş yürütmek için örgütlenen Milliyetçi Çin Ordusu, dünyanın en büyük afyon ve eroin kaynağı olan Altın Üçgen’in (Burma, Tayland ve Laos’un bazı bölgeleri) afyon baronu oldu. CIA’nin başlıca tescilli havayolu şirketi olan Air America, uyuşturucuları Güneydoğu Asya’nın her yerine gönderildi. 1949 yılında gerçekleşen Çin Komünist devrimi sonrasında, “ABD istihbarat topluluğuyla müttefik uyuşturucu imparatorluğunun çöküşüne neden olur. Ancak Yunnan’dan Doğu Burma’ya kaçan Milliyetçi (KMT) General Li Mi’nin komutası altında hızla yeni bir grup ortaya çıkar. Çin’de anti-komünist direnişi yeniden alevlendirmek isteyen CIA, KMT’ye silah, mühimmat ve diğer malzemeleri sağlıyor. Çin’den ağır kayıplarla püskürtüldükten sonra, KMT yerel nüfusla yerleştiği Burma ve Kuzey Tayland’dan afyon ticaretini organize eder ve genişletir. 1972’de KMT, Altın Üçgen’in afyon ticaretinin yüzde 80’ini kontrol ediyordu.”[5]
ABD için komünizmle mücadele için her yol kullanılabilinir. Özellikle Uzak- Doğu Asya’da anti-komünist mücadele stratejisinin finansmanı eroin ticareti üzerine kurulmuştu. Booth, bu durumu değerlendirirken şunları belirtir: “Asya’da komünizmin yayılmasını önleme amacıyla kabile reisleri ve savaş ağaları Fransız istihbarat servisiyle, daha da önemlisi CİA ile anlaştılar. CİA, yerel liderlerle iş birliğine girmekle aynı zamanda afyon işiyle de bağ kurmuş oldu. Çünkü bu ikisi ayrılmaz bir şekilde bütünleşmişti. Üstelik CİA, savaş ağalarının iktidarını korumak amacıyla bunların afyon ticaretini sürdürmesine göz yumduğu gibi afyon ve eroin dağıtımlarını kolaylaştırmak üzere Amerikan cephanesinden, hava ulaşım olanaklarından yararlanmalarına izin verdi. Özetle CİA, afyon sevkiyatına yardımcı olarak, uyuşturucu kaçakçılarının işini kolaylaştırarak ve gayri meşru müttefiklerinin faaliyetlerini görmezden gelerek Altın Üçgen’indeki afyon ticaretiyle iç içe geçti.”[6]
Vietnam Savaşında ABD’nin Uyuşturucu stratejisi
1963’de başlayan 1975’te sona eren Vietnam Savaşında ABD askerleri arasında esrar ve eroin kullanımında büyük bir artış yaşandı. ABD’nin izlediği devlet politikası gereği, Vietnam savaşı boyunca bölgeye tonlarca eroin taşındı. Eroin hem ticari hem de savaş aracı olarak kullanıldı. ABD askerleri arasında da uyuşturucu bağımlılığı ciddi oranda arttı. Savaş sonrasında askerlerin çoğu ABD’ye döndükten sonra eroin kullanmaları nedeniyle bağımlı hale geldiler. 1971’de ABD ordusunda Amerikalı askerler ve kadınlar arasında uyuşturucu kullanımı oranlarında ciddi bir artışın olduğu tespit edildi.[7] 1971 Baharında, iki kongre üyesi: Vietnam’daki askerlerinin %38’inin uyuşturucu kullandığına, %25’inin ise eroin bağımlısı olduğuna dair bir rapor yayınladılar. Raporda 35 bin ile 50 bin arasında askerin uyuşturucu bağımlısı olduğunun tahmin edildiği belirtiliyordu.[8] Booth, Vietnam’da bulunan ABD askerlerinin uyuşturucu kullanımına ilişkin şu değerlendirmeyi yapar: “Eroin Vietnam’da satılmakla kalmayıp Vientiane ile Long Tieng’deki eroin üreticilerine gönderilen baz morfinle birlikte doğrudan ABD’ye de ihraç ediliyordu. Eroinin büyük bölümü; Laos’a ait uçaklarla Vietnam’a gönderilirdi. Kaçakçılık ve yolsuzluğa bulaşmış Laoslu ve Güney Vietnamlı devlet görevlilerinin denetiminde yürüyor, bazı Taylandlılar da onlarla iş birliği yapıyordu. Aralarındaki ittifak sayesinde muazzam karlar elde eden bu adamlar, Amerika ordusunda sayısız kişiyi bağımlı duruma getirdi. Saygon’un dışına çıkınca, belli aralarla her karayolunda ve Long Binh’deki ABD kara üssüne giden yol üzerinde yer alan büfelerde eroin bulunduğu gibi gezgin satıcılar, gazete bayileri, dondurmacılar, lokantacılar, randevuevi işletenler ile oralarda çalışan fahişeler ve ABD üstlerinde görevli hizmetçilerden mal sağlamak mümkündü. Daimî bir uyuşturucu satıcının bulunmadığı kışla yoktu. Amerikan askerleri eroini çoğunlukla enjeksiyonla değil, tütün ya da marihuanayla karıştırıp içerek kullanılıyordu… Cepheden dönen askerler, uyuşturucuyu, sadece kendi ülkelerine yaymadılar, Vietnam’dayken izinleri sırasında Hong Kong, Singapur, Taipei, Filipinler ve Avustralya’ya yaptıkları gezilerle buralara da götürdüler…”[9] Vietnam’da bulunan 500 bine yakın ABD askerinin yaklaşık % 25’inin bir biçimiyle uyuşturucu bağımlısı haline gelmişti. Uyuşturucunun ABD pazarına daha yoğun girmesi de yine ABD’nin Vietnam’da bulunan ordunun üst düzey subaylarıyla uluslararası uyuşturucu mafya gruplarının kurdukları ortak organizasyonla sağlanmıştı. Böylelikle ABD ordusu, Asya’da üretilen eroinin ABD’ye taşınmasında önemli bir rol üstlenmiş oldu.
Orta Amerika’da Kosta Rika ve Nikaragua
1980’lerde Orta Amerika, San Jose Mercury News serisi, CIA, kontralar ve kokain kartellerini birbirine bağlayan iç içe geçmiş operasyonların sadece bir parçasını belgeliyor. Nikaragua’daki solcu Sandinista hükümetini devirme planı yapan Reagan yönetimi yetkilileri, baronların paramiliter kontralara destek verdikleri için uyuşturucu kaçakçılığına göz yumdu. 1989 yılında, Terörizm, Narkotik ve Uluslararası Operasyonlar Senatosu Alt Komitesi (Kerry komitesi) üç yıllık bir soruşturmayı şu şekilde sonuçlandırdı: “Savaş bölgelerinde bireysel kontralar, kontra tedarikçileri, kontra pilotları, kontralarla çalışan paralı askerler ve bölgedeki kontra destekçileri. Orta Amerika’ya karışan ABD’li yetkililer, Nikaragua’ya karşı savaş çabalarını tehlikeye atma korkusuyla uyuşturucu sorununu çözmede başarısız oldular. Her durumda, ABD hükümetinin bir veya başka bir kurumu, olay meydana gelirken veya hemen sonrasında müdahale hakkında bilgiye sahipti… Kıdemli ABD politika yapıcıları, uyuşturucu parasının kontraların finansman sorunlarına mükemmel bir çözüm olduğu fikrine karşı bağışık değildi.” Kontralar (Honduras Kuzey Cephesi) için “Güney Cephesi” olarak hizmet veren Kosta Rika’da, uyuşturucu kaçakçılığına karışan birkaç CIA kontra ağı vardı. Meneses-Blandon operasyonuna (Mercury News tarafından detaylandırılır) ve Noriega operasyonuna hizmet edenlere ek olarak, Kosta Rika’nın Nikaragua sınırındaki çiftlikleri kontraların ana sahnelenme alanı olan CIA operatörü John Hull vardı. Hull ve diğer CIA bağlantılı kontra destekçileri ve pilotları, Miami merkezli büyük bir Kolombiyalı uyuşturucu kaçakçısı olan ve daha sonra kontra liderlerine 3 milyon dolar nakit ve birkaç uçak verdiğini kabul eden George Morales ile bir araya geldi. 1989’da Kosta Rika hükümetinin Hull’u uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlamasından sonra, DEA tarafından kiralanan bir uçak, CIA ajanını gizlice ve yasadışı bir şekilde Haiti üzerinden Miami’ye uçurdu. ABD, Kosta Rika’nın Hull’u yargılanmak üzere Kosta Rika’ya iade etme çabalarını defalarca engelledi.[10]
Kosta Rika merkezli bir başka uyuşturucu çetesi, CIA’nın kontralar için askeri eğitmenler olarak tuttuğu bir grup Küba orijinli Amerikalıyı içeriyordu. Birçoğu uzun zamandır CIA ve uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgiliydi. Kokaini ABD’ye aktarmak için kontra uçaklarını ve CIA için kara para aklayan Kosta Rika merkezli bir karides şirketini kullandılar.
Kosta Rika tek yol değildi. DEA’ya göre, askeri istihbarat servisi -CIA ile yakından ilişkili- birçok uyuşturucu kaçakçısını barındıran Guatemala, kokain otoyolu boyunca başka bir ara istasyondu. Ek olarak, Medellin Kartelinin Miami muhasebecisi Ramon Milian Rodriguez, El Salvador’daki Ilopango Hava Kuvvetleri Üssü’nde görev yapan uzun süreli CIA operatörü Felix Rodriguez aracılığıyla Nikaragua kontralarına yaklaşık 10 milyon dolar aktardığını belirtti. Kontralar, CIA bağlantılı bu uyuşturucu ağlarına hem koruma hem de altyapı (uçaklar, pilotlar, uçak pistleri, depolar, paravan şirketler ve bankalar) sağladı. Uyuşturucu kaçakçılığı soruşturması altındaki en az dört nakliye şirketi, kontralara ölümcül olmayan malzemeleri taşımak için ABD hükümetiyle sözleşmeler yaptı. “Önceden” CIA’ya ait olan ve daha sonra Pentagon sözleşmesi kapsamında olan Güney Hava Taşımacılığı da uyuşturucu kaçakçılığına dâhil oldu. Kokain yüklü uçaklar Florida, Teksas, Louisiana ve birkaç askeri üs de dâhil olmak üzere diğer yerlere uçtu.” Contra Craft” olarak adlandırılan bu gönderiler denetlenmeyecekti. Bazı yetkililer bilgilendirilmediğinde ve tutuklandığında, davayı düşürmek, beraat etmek, cezayı azaltmak veya sınır dışı etmek gibi yöntemlerle sorun çözülüyordu.
Afganistan’da Uyuşturucu
Nisan 1978 tarihinde Afganistan’daki Sovyet destekli darbeden sonra iktidara gelen güçler, haşhaş üretimini yasaklama kararı alarak güçlü bir anti-narkotik mücadele başlattılar. Afganistan’da geleneksel olarak haşhaş üretimi ve afyon ihracatı yapan yarı-özerk kabileler, Sovyet destekli iktidara karşı fiilen bir isyan başlattılar. CIA hem bu kabilelerin isyanını teşvik etti hem de İslamcı Mücahitlerin isyanlarını finanse etmek için afyon üretiminin genişletilmesini aktif olarak destekledi. CIA’nın İslamcı direnişçi kuvvetlerine milyarlarca dolar silah ve diğer yardımlar gönderirken, 1982 ile 1989 arasında, Afganistan’daki yıllık afyon üretimi 250 tondan 800 tona çıkmıştı.[11] Teşkilatın başlıca müşterisi, önde gelen uyuşturucu baronlarından ve en büyük eroin rafinerilerinden biri olan ve aynı zamanda CIA askeri desteğinin en büyük alıcısı olan Gulbuddin Hikmetyar’dı. Afganistan’a silah taşıyan CIA tarafından sağlanan kamyonlar ve katırlar, Afgan-Pakistan sınırındaki laboratuvarlara afyon taşımak için kullanıldı.[12]
1986 yılında, ABD Dışişleri Bakanlığı, Afganistan’ın ‘muhtemelen dünyanın en büyük ihracat afyonu üreticisi’ haline geldiğini açıkladı. Ayrıca ABD’de bulunan Güneybatı Asya eroinin çoğunluğunun Afganistan kaynaklı haşhaş olduğu da kabul ediliyordu. Dahası Amerika Birleşik Devletleri’nde yıllık olarak kullanılan eroinin yarısını ve Batı Avrupa’da kullanılanın dörtte üçünü sağladı.[13] ABD yönetimleri eroinin hammaddesi olan afyon üretiminin durdurulmasını hiçbir şekilde engellemedikleri gibi İslamcı örgütlerin askeri olarak güçlenmesi için uyuşturucu ticaretinin genişletilmesine destek verdiler. Ayrıca eroin ticareti içerisinde yer alan Pakistan yöneticilerinin Afganistan’daki İslamcı örgütler arasındaki derin bağları organize edenin CİA olması, Afganistan’daki krizin boyutlarının anlaşılması bakımından son derece önemlidir. ABD ve Müttefiklerinin 7 Ekim 2001 yılında Afganistan’ı işgal ettikten sonra haşhaş üretimi binlerce tona ulaştı. ABD’nin bilgisi ve onaylıyla 2012 yılından itibaren 280 000 hektar araziye haşhaş üretimi yapıldı ve küresel uyuşturucu kartelleri ve örgütleri aracılığıyla dünyaya ihraç edilen eroin 7 bin tonun yani 7 milyon kilonun üzerine çıktı. 1993’te bir DEA yetkilisi Afganistan’ı uyuşturucu dünyasının yeni Kolombiya’sı olarak adlandırdı.[14] Afganistan’da haşhaş üretiminin çok büyük boyutlara varmış olmasının bir başka nedeni de, ABD’nin savaş giderlerini finanse etme politikasıdır.
CİA’nin Panama’de Uyuşturucu Politikası ve Operasyonu
20 Aralık 1989’da ABD yönetimi 25.000 askerin katıldığı ‘Just Cause Operasyonunu’ adı altında Panama Devlet Başkanı General Manuel Noriega karşı bir operasyon başlattı. CİA’nin resmi bir ajanı olduğu ileri sürülen Noriega, 1960’lardan beri CİA’nin bilgisi dâhilinde uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ve ABD’nin yönlendirmesi ve kararıyla Nikaragua’daki Kontra gruplarına askeri yardım sağladığı belirtilir.[15] Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA)’nin 1971’de Noriega’ya yönelik uyuşturucu ticareti yaptığına dair ciddi iddialar ileri sürmesine rağmen CIA, bütün bu iddialar karşısında durdu ve Noriega’yı Latin Amerika’daki görevi nedeniyle korumaya özel bir önem verdi.[16] Daha sonra ABD Başkanı olan George H. W. Bush. CIA’nin Başkanlığını yaptığı dönemde Noriega’yı Latin Amerika’daki ‘anti-komünist müdahale stratejisi’ çerçevesinde aktif olarak destekledi.[17] CIA pilotu Eugene Hasenfus’un uçağı, Nikaragua üzerinden uçarken Sandinista gerillaları tarafından düşürüldü. Uçaktaki belgeler CIA’nın Latin Amerika’da uyuşturucu baronlarıyla yakın ilişkiler içerisinde olduğunu ve gerilla hareketlerine karşı aktif bir şekilde kullanıldıklarını belgeliyordu. ABD Kongresinde başlatılan soruşturma neticesinde bir kısım bilgilerin kamuoyuna yansımasından sonra Washlington, Panama Devlet Başkanı Noriega’ya karşı bir askeri operasyon yaptı. Noriega, 3 Ocak 1990’da ABD askeri güçlerine teslim oldu ve 45 yıl ceza aldı. Böylelikle ABD’nin ve özellikle CIA’nın Latin Amerika’da uyuşturucu kartelleriyle olan ilişkilerinin üzeri kapatılmaya çalışıldı.[18]
CIA’nın Kolombiya’da FARC’a karşı Uyuşturucu Kartelleriyle İttifakı
CİA ve Pentagon tarafından hazırlanan ‘Kolombiya Planı’ kapsamında Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri gibi sol kanat gerillalarla savaşmak için Kolombiya devletine yılda yüz milyonlarca dolar askeri yardım, eğitim ve teçhizat sağlarken aynı zamanda Uyuşturucu Kartelleriyle yakın ilişkiler kurdular. Bir bakıma Kartellerin uluslararası uyuşturucu ticaretinin desteklenmesine karşılık, FARC-EP gibi devrimci gerilla hareketlerine karşı silahlı çatışmaya dâhil olmaları talep edildi.[19] Yapılan ortak anlaşma gereği, kartellerin kokainin uluslararası alanda pazarlanmasına, CİA görünmeyen bir destek sağlayacak, uyuşturucu baronları da devletin yanında anti-komünist mücadele stratejisinde gerillalara karşı savaşa katılacaklardı. Bu çerçevede Kolombiya merkezli kartellerinin tank, top ve hatta savaş helikopterlerine sahip olmasını sağlayacak düzeyde ordulaşması sağlandı. Bu tür anlaşmalar sadece Kolombiya’da değil, Peru, Venezuela, Ekvador, Nikaragua El Salvador, Guatemala ve Honduras gibi birçok ülkede yaşama geçirildi.
CİA bu planları çok gizli bir tarzda yürürlüğe koyarken aynı zamanda birçok Latin Amerika ülkesinde uyuşturucu trafiğini kontrol eden bürolar açtığı ortaya çıktı. Senatör John Kerry’nin 1988 ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Kontra uyuşturucu bağlantıları hakkındaki raporunda: “Kontralara destek sağlayan ABD Dışişleri Bakanlığı üyelerinin uyuşturucu kaçakçılığına karıştığı ve Kontraların bazı unsurlarının bilerek mali ve maddi yardım aldıkları” sonucuna varıyor. Raporda ayrıca, “Kontra uyuşturucu bağlantıları arasında… ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından, Kontralara insani yardım için Kongre tarafından yetkilendirilen fonların, bazı durumlarda insan tacirlerinden sonra uyuşturucu tacirlerine yapılan ödemeler de yer alıyor. Bazı Federal kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu satışına katıldıkları” nedeniyle suçlanmışlardı.[20]
1996’da yayınlanan raporları inceleyen gazeteci Gary Webb, San Jose Mercury News’de yayınlanan makalesinde ve sonrada yazdığı ‘Dark Alliance’ isimindeki kitabında şu değerlendirmeyi yapıyor: “On yılın daha iyi bir bölümünde, bir San Francisco Körfez Bölgesi uyuşturucu çetesi Crips’e tonlarca kokain sattı ve Los Angeles sokak çetelerini kana buladı ve milyonlarca uyuşturucu kârını ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı tarafından yönetilen Latin Amerika kontr-gerilla ordusuna akıttı.” Bu uyuşturucu çetesi “Kolombiya’nın kokain kartelleri ile Los Angeles’ın siyah mahalleleri arasındaki ilk boru hattını açtı” ve sonuç olarak, “Su basan kokain, kentsel Amerika’da bir çatlak patlamasına yol açtı.“[21] ABD Adalet Bakanlığı, CIA’nın suçlanmasına karşı savunmaya geçti ve CIA’nin Latin Amerika’daki suçlarını gizleyen bir raporda “CIA’nin Kontralarla herhangi bir bağlantısını bulamadık” değerlendirmesi yapar ve dosya kapatır.[22]
CİA bağlantılı şirketler ve bankalar
1950’lerden 1970’lerin başlarına kadar ABD’nin Laos ve Çin Hindi’nin diğer bölgelerine yaptığı askeri müdahalesi sırasında, CİA bağlı Air America hava yolu şirketi bölgeye afyon ve eroin taşıdı. Kuzey Laos’taki CIA karargâhında inşa edilen bir laboratuvar, eroini rafine etmek için kullanıldı. On yıllık Amerikan askeri müdahalesinden sonra Güneydoğu Asya, dünyadaki yasadışı afyonun yüzde 70’inin kaynağı ve Amerika’nın gelişen eroin pazarının ana hammadde tedarikçisi haline gelmişti.
Haziran 1975 yılında Meksika polisinin Tijuana merkezli operasyon sırasında ABD’de kokain ve esrar satışından haftada 3,6 milyon dolar kazandığı bildirilen Alberto Sicilia Falcon’u tutuklar. Kübalı bir sürgünü olan Falcon’un tutuklanmasına CIA doğrudan müdahale ederek, bu kişinin teşkilat tarafından Castro karşıtı çabalarının bir parçası olarak eğitildiğini ve Orta Amerika’daki belirli gruplara silah taşımada kullanıldığı, buna karşılık da CIA’nın Falcon’un uyuşturucu hareketini kolaylaştırdığı ve destek verdiği belirtilir. 1974’te, Sicilya’nın en iyi yardımcısı, CIA tarafından eğitilmiş bir istihbarat subayı ve Domuzlar Körfezi gazisi olan Jose Egozi’nin, Portekiz hükümetini devirmek için sağcı bir komplo için teşkilatında destek aldığı buna karşılık bölgede uyuşturucu ticaretine olanak verildiği kayıtlara geçer.[23]
1973 – 1980 yılları arasında Avustralya Sidney’deki Nugan El Bankası, bir CIA bankasıydı. Memurları arasında aynı zamanda avukatlarından biri olan eski CIA Direktörü William Colby de dâhil olmak üzere, ABD generalleri, amiralleri ve CIA adamlarından oluşan bir ağ vardı. Suudi Arabistan, Avrupa, Güneydoğu Asya, Güney Amerika ve ABD’de şubeleri bulunan Nugan El Bankası, uyuşturucu kaçakçılığında elde edile, kara parayı akladı ve uluslararası silah ticaretini finanse etti. 1980’de, birkaç gizemli ölümün ortasında, banka çöktü ve 50 milyon dolar borçlandı.[24]
Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’na (ICIJ) göre 2000- 2017 yılları arasında incelenen 2.100 belge içerisinde ‘JPMorgan, HSBC, Standard Chartered Bank ve Bank of New York Mellon’ gibi bankaların uyuşturucu Kartellerinin elinde biriken paraları akladığına dair yayınlanan haberde şunlar belirtilmiş. “Yasadışı yollardan elde edilen kara para dahası uyuşturucudan elde edilen 2,4 trilyon dolar belirlenen bir kısım fonlarla aktarıldığı, bu oranın dünyada her yıl üretilen tüm mal ve hizmetlerin yaklaşık %2,7’sine eşdeğer olduğu ancak bunun yaklaşık %1’i tespit edildiği” belirtiliyor.[25] Ayrıca ABD’nin Eastman Chemical Company, Celanese Corporation gibi kimyasal şirketleri uyuşturucu ticareti yapan örgütlerle çok yakın çalıştıkları, kokain elde edilmesi için milyar dolarlar değerinde gerekli gerekli kimyasal ürünleri sağladıkları tespit edilmiş. ABD Bankalarının ve şirketlerinin Latin Amerika’daki Uyuşturucu Baronlarıyla olan ilişkiler tahmin edilenden çok daha derin ve karmaşık olduğu, ABD bürokrasisinin de bu ilişki içinde olduğuna dair yayınlanan ve kanatlanmış çok sayıda belge bulunuyor.
[1] https://www.jns.org/opinion/tough-jews-las-vegas-and-the-legacy-of-meyer-lansky/
[2] https://www.mentalfloss.com/article/643971/operation-underworld-us-government-enlisted-mafia-help-world-war-ii
[3] https://irp.fas.org/congress/1998_cr/980507-l.htm
[4] Gary Webb, CIA, Kontralar, Çeteler ve Crack, San Jose Mercury News, Ağustos1996, https://ips-dc.org/the_cia_contras_gangs_and_crack/
[5] https://irp.fas.org/congress/1998_cr/980507-l.htm
[6] Booth Martin, “Haşhaştan Eroine, Uyuşturucunun 6000 Yıllık Öyküsü”, Sabah Yayınları, İstanbul, 1995, syf:220.
[7] Fisher, Alan. “Preliminary Findings from the 1971 DoD Survey of drug Use”. Department of Defense. Archived from the original on May 31, 2013. Retrieved November 28, 2012.
[8] “Nixon Calls War on Drugs”. The Palm Beach Post. June 18, 1971. Retrieved October 13, 2012.
[9] Booth age, syf:231-232.
[10] Gary, age makale
[11] https://irp.fas.org/congress/1998_cr/980507-l.htm
[12] Gary age, makale.
[13] Age makale
[14]Age makale
[15] Buckley, Kevin (1991). Panama: The Whole Story. Simon and Schuster. ISBN 978-0-671-72794-9.
[16] Alexander Cockburn and Jeffrey St. Clair, Whiteout: The CIA, Drugs and the Press. New York: Verso, 1998.
[17] “Summary: Fy 2010 State And Foreıgn Operatıons Approprıatıons” (Pdf). U.S. House Of Representatives. 2010. Retrieved February 2, 2010
[18] Baker, Russell (January 3, 1990). “OBSERVER; Is This Justice Necessary?”. The New York Times Company. Archived from the original on June 16, 2008. Retrieved March 5, 2010
[19] Weiser, Benjamin. (September 5, 2012) FARC – Revolutionary Armed forces of Colombia” Archived May 27, 2012, at the Wayback Machine The New York Times.
[20] “Conclusions”. Allegations of Connections Between CIA and The Contras in Cocaine Trafficking to the United States, Volume I: The California Story. 1998.
[21] Bromwich, Michael R. “CIA-Contra-Crack Cocaine Controversy: Epilogue”Archived from the original on March 2, 2015. Retrieved February 9, 2015.
[22]Bromwich, age makale
[23] https://irp.fas.org/congress/1998_cr/980507-l.htm
[24] Gary, age makale
[25]https://www.icij.org/investigations/fincen-files/global-banks-defy-u-s-crackdowns-by-serving-oligarchs-criminals-and-terrorists/
