Güncel HaberlerMakaleler

ALİ CANDAN: ÇÖZÜM İÇİN ÖN YARGILARIN AŞILMASI GEREK


1921 yılında Fotoelektrik etkisini açıklaması nedeniyle A. Einstein Nobel Fizik Ödülünü alınca. “Bu ödülü bana değil. Freud’a vermeniz gerekiyordu. Çünkü ön yargıları kırmak atomu parçalamaktan daha zordur” diyor. Günümüz Türkiye’sinde her siyasi partinin, her inanç, ideoloji, düşünce grubu ve her bireyin Kürt sorununun çözümü konusunda inanılmaz derecede büyük bir önyargısı, fikri sabiti, savunma kalkanları ve  kendine özgü değişmez bir inancı vardır. Bunun neden, nasıl geliştirildiği konusu ayrı ama varlığı tartışmasızdır. Türkiyede Kılıçdaroğlu’nun bir belgeselde Kürt sorununun çözümüne yönelik klasik CHP’yi aşan ezberlerini bozan ve çok doğal olarak HDP’yi sorunun çözümünün meşru aktörü olarak gösteren bir açıklaması yayınlandı. Siyasi partiler, basın ve medya organları arasında Kürt sorunu ve çözümü tartışmasının fitilini ateşledi. Tartışmaya katılan İYİ Parti Gelen Başkan Yardımcısı HDP’nin meşruluğunu onaylayarak şu ifadeleri kullandı: “HDP’li vekiller hepimizin katıldığı Meclis oturumlarına başkanlık ederek yönetiyor.”  

 

MHP ve Bahçeli ise klasik “HDP’ye meşru demek PKK’ye meşru demektir” diyerek tepki gösterdi. Aynı şekilde cumhurbaşkanı Erdoğan’da ‘Kürt  sorunu yoktur” açıklamasıyla her zaman olduğu gibi Bahçeli’yi onayladı. AK Parti küçük ortağı gibi karşı veya olumlu bir açıklama yapmadı. AKP içerisinde farklı bakış açısı olmasına rağmen MHP ile olan ortaklığı bozmamak için bir bakıma Bahçeli’nin yaptığı her açıklamayı onaylayan Erdoğan, HDP şahsında Kürtleri doğrudan hedef alması, politik geleceğini tehlikeye sokmakta yani iktidadı kaybetmesini tescillendirmektedir.   Avrupa Konseyi’nin 30 Eylül 2021 tarihine kadar AHİM Kararlarına uyularak Selahattin Demirtaş’ın ve Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönünde olumu bir hava yaratılması,  eski AKP vekili Mehmet Metiner’in, “Kürt Sorunu’na çözüm istiyorsanız gelin konuşalım”  açıklaması beklenti yaratsa da Erdoğan’ın açıklamalarıyla iktidarın yönünü belirlese de Kürt sorunun çözümü güncel bir sorun olmaya devam edecek.

 

Kürt siyasi tarafına gelince bu tartışmalara öncelikle HDP eski Eşbaşkanı Sezai Temelli’nin “Kürt Sorununun Çözümünün muhatabı İmralıdaki Öcalan’dır” açıklaması bir bakıma ortamı gerdi. Ancak kamuoyunda gelen tepkiler sonucunda  “bireysel görüşümdür, HDP’yi bağlamaz” açıklamasına yapmak zorunda kaldı. diye düzelttiği. HDP Parti yönetiminden bağımsız yaptığı. “Kürt Sorununun Çözümünün muhattabı Imraldaki Öcalan’dır” açıklaması. Ardından Selahattin Demirtaş ve Mithat Sincar’ın eş zamanlı olarak “Kürt Sorununun çözümünün meşru muhatabı HDP’dir. Çözüm yeri de parlamentodur”  açıklamaları hem politik ortamın sakinleşmesini hem de HDP’nin güven vermesini sağladı. Böylelikle özellikle MHP’nin kullanabileceği hiçbir argüman verilmedi. 

 

HDP içinde yada dışında olsun, Kürt özgürlük hareketine sempati duysun veya duymasın, Kürt aydın, entelektüel, yazarı, gazeteci ve kendisine devrimci diyenlerin Kürt Sorununun çözümü tartışmalarına katılımlarına. Öncelikle CHP’nin seçim yatırımı çalışmaları, Kürtleri kandırma, aldatma ve oy deposu olarak kullanma amaçlı bir yaklaşımı olduğu. İkincisi, CHP’nin Kürt Sorununun çözümü gibi bir proje ve niyetinin olmadığı sadece Kürtleri devlete daha fazla bağlamak için çalıştığı. Üçüncüsü Kürt Sorununun HDP, PKK-Öcalan AKP-Erdoğan, CHP-Kılıçtaroğlu, İYİ Parti ve MHP ile çözülemeyeceğini illeri süren ve ön yargı, peşin hüküm içeren yaklaşımlar. Sorun Kürt meselesi olunca temkinli yaklaşmak, arka politik planı sorgulamak hiç şüphesiz ki önemli ve gereklidir. Kaygıların olması doğal ama her açıklamayı ve değerlendirmeyi politik gelişmeler içinde değil geçmişteki örneklere takılıp peşinen, ön yargılı biçimde karşı çıkmak sorunun çözümüne hiçbir katkısı olmaz.

 

Kamuoyuna yansıyan, sosyal medya ve basında yer alan tartışmaların arka planı, iç ve dış dinamikler boyutu, devlet ve hükümetin Kürt sorununun çözümü konusundaki niyet ve planı ne? Afganistan’dan ABD’nin çekilmesi, Rusya ve ABD’nin Suriye’de özerk veya federasyon temelli bir çözüm konusunda uzlaşması, Türkiye’nin Kürt Sorununun çözümü konusunda temel belirleyici donelerdir. İçte savaşın yıkıcı dev ekonomik maliyeti, ekonomik krizin ve yoksulluğun derinleşmesi, Tüm anketlerde ortaya çıkan hükümetin oylarının hızla eriyerek en dip seviyelere inmesi gibi etkenler bu süreci belirleyecek faktörlerden bir kaçıdır.  Devletin ya da bugün iktidarın özellikle son altı yılda içte ve dışarıda kontrolsüz bir şekilde saldırmanın Türkiye’ye çıkardığı maliyetin ekonomik yansımalarını bugün toplum en ağır şekilde yaşıyor. Eğer Kürt sorunu çözülmeden böyle devam ederse ekonomik ve politik ağırlığı çok daha fazla olacaktır.

 

Kürt siyasetine gelince; iktidar-AKP olmaz, muhalfet-CHP olmaz, bunlar seçim için söylenen taktik adımlar gibi yaklaşıp olumsuz bakış açısıyla değerlendirmenin faturası çok daha ağır olacaktır. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun söyleminin arkasında yeni politik gelişmeleri, küresel güçlerin ‘yeni’ Türkiye politikasının ve ortaya çıkan jeo-politik ve jeo-stratejik fırsatlarla ilişkilidir. Kürt siyaseti bunları doğru değerlendirmeden ön yargı, savunma kalkanları inşa ederek hareket etmesi, olmazları ön plana çıkartması, apolitik bir davranış olup siyasal strateji bilimini anlamamaktır.

 

Türk siyasi cenahı HDP’yi meşru muhatap kabul etmesi bir zorunluluksa aynı şekilde Kürt siyasi cenahı da Türk halkının meşru iradesi olan hükümeti ve başta muhalefet partisi CHP’yi ve diğer muhalefet partilerini kabul ederek muhatap almak zorundadır. Taraflar, başka Türkiye ve Kürt siyasi partileri indiremeyeceklerine göre mevcut partilerle masaya oturmak, sorunu çözmek zorundalar.

 

Kürt Sorununun çözümünde muhatap tartışmasız bir biçimde elbet ki HDP’dir.  Savaşı bitirmenin de başka bir muhatabı vardır. Oda 21 yıldır İmralı’da tutulan Öcalan’dır. HDP’nin  silahlı çatışmaları bitirilmesiyle uzaktan yakından bir muhataplığı yoktur, olamaz ve olmamalıdır. Çünkü HDP meşru ve yasal bir siyasi partidir. HDP ile Kürt Sorununun çözümünü görüşen devlet ve iktidardır. Yani devlet politik-psikolojik koşullar oluştuğunda Kürt Sorununun çözüm görüşmelerinin yaratacağı olumlu atmosfer içinde İmralı’da Öcalan ile yakın geçmişte olduğu gibi silahlı çatışmaları sona erdirilmesini görüşerek çözer.   Ne Türk ne de Kürt hiç bir tarafın muhatap beğenmeme, kendine göre muhatap belirleme lüksü yoktur. Birlikte, eşit, özgür ve ortak bir yaşam yaşayacaksak, toplum ve birey olarak birbirimizin hassasiyetlerine karşı saygılı, toleranslı ve hoşgörülü bir şekilde iç içe ve bir arada yaşayarak sorunları aşacağız. Bunun iki taraf için de başka bir alternatifi  yoktur.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.