Güncel HaberlerMakaleler

DR. MUSTAFA PEKÖZ: DEVLETİN OPERASYON YAPTDIĞI SÜLEYMANCILAR CEMAATİ KİMDİR


MUSTAFA PEKÖZ: DEVLETİN OPERASYON YAPTDIĞI SÜLEYMANCILAR CEMAATİ KİMDİR

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘Süleymancılar’ olarak bilinen cemaate yönelik 17 ilde yapılan operasyondoa cemaat lideri Alihan Kuriş dahil olmak üzere 49 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. 100 milyar TL civarında bir sermaye birikiminden bahsediliyor. Operasyon çok yönlü devam ediyor.

Süleymancılığın oluştuğu toplumsal dinamikler ve örgütsel gelişme evresi, doktrinleştirmeye çalıştıkları ideolojik bakış açıları, politika alana yönelimleri ve ekonomik gelişme düzeyi bilinmeden cemaatin niteliği hakkında fikir edinemeyiz.

Bu nedenle Süleymancılar cemaatine yönelik yapılan operasyonun nedeni daha yasadışı sermaye transeferi gibi gerekçelere dayandırılmaktadır. Bu operasyonun bir yönünü cemaatin devasa sermaye birikimi  oluştursa da  bunun arka planında cemaatin artan siyasal gücüdür.

Süleymancıların liderlik sistemi, hiyerarşi yapısı ve örgütlenmesi

Türkiye’ye özgü oluşan dini hareketler içerisinde belki de klasik tarikatlara en yakın olanı Süleyman Hilmi Tunahan(1880-1959)’ın adıyla anılan Süleymancılar, Türkiye’nin sessiz ama son derece etkili cemaatlerinden biridir . Kendilerini tarikat değil Din Hizmetli bir cemaat olarak tanımlarlar. Liderlik sistemlerinde Şehylik sistemi bulunmamaktadır. Bunu yerine “idari–manevi koordinatörlük”  tipi bir merkezi örgütlenme sistemleri bulunuyor. Liderlikte deneyim tecrübe, birikim  yani liyakat gibi faktörler esas alındığı söylense de bugüne kadarki uygulamada soyacağına dayanan bir liderlik sistemi ile yönetildiği görülmektedir. Liderlik zinciri: Süleyman Hilmi Tunahan → damadı Kemal Kacar → torunu Ahmet Arif Denizolgun → Alihan Kuriş; damattan toruna uzanan aile temelli liderlik anlayışının hakim olduğu görülür.

Cemaati, ülke içi ve ülke dışı olmak üzere iki ana örgütleme yapısına sahiptir

 Ülke içindeki örgütlemede deneyime yani cemaate hizmet zamanlamasına ve güvene bağlı olarak merkezde belirlenen “idari–manevi koordinatörlürler yani yöneticiler tarafından yönetilir. Yerellerde ise ‘yerel idari koordinatörler’ il-ilçe-taşra(kasaba-köy) sorumluları atanır. Özellikle yerellerdeki yönetici veya koordinatörün seçiminde İdari-manevi koordinatörlere ama esasen lidere olan bağlılık esas alınır. Büyük illerde ise ilçe koordinatörler bulunur. Derneklerin, öğrenci yurtlarının ve vakıf gibi kurumların yönetimi il idaresine ve koordinatörlere bağlıdır. Buradaki bütün atamalar ve görevlendirmeler lidere olan güven ve tercübe esas alınır. Cemaat lideri Tunahan’ın yaşamanın çok büyük bir çoğunluğu İstanbul’da geçti. Bir bakıma İstanbul, Süleymancıların kuruluş, gelişme ve yayılma merkezi olarak bilinir. Ancak cemaat, sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin bir çok ilinde örgütlüdürler. Antalya, Burdur,Isparta, Denizli, Uşak, Manisa ve İzmir’e doğru yayılan bir örgütlenme ağına sahiptirler. Son yıllarda Ankara’da örgütlenen cemaat, diğer İslamcı cemaatleri örnek alarak devlet içerisinde kurumsallaşmaya yöneldiler. Sülemyancıların devlet içerisinde önemli bir sempatizan kitlesi olmakla birlikte doğrudan devlet kurumlarına müdahil olmayı tercih etmediler. Daha politikacılar aracılığıyla etkili olmaya çalıştılar. Ancak son yıllarda bu pasif örgütlenme modelinin yerine daha aktif ve sistem içerinde kurumsallaşan bir örgütleme modeline geçiş yaptılar. Bugünkü çatışmanın nedenlerinden birinin bu olduğuu söylenebilir.

İkinci örgütlenme ise Yurdışıdır. Yurdışındaki bütün atamamalar ve görevlendirmeler de liderin onayı ile “idari–manevi koordinatörlük”   tarafından yapılır. Cemaat lideri olarak bilenen Alihan Kuriş’ın gözaltına alınmış olması da onun liderlik konumuyla ilişkilidir. Cemaaat Avrupa-Amerikea ve Avusturalya olmak üzere üçlü bir örgütlenme alanı var. Avrupa’da öncelikli olarak Almanya-Belçika-Hollanda ön plana çıkar. Almanya’da etkili bir gücü sahiptirler. 1973 yılında Türkiyeli göçmenlerin çok yoğunluklu olarak yaşadığı Almanya’nın Köln kenti merkez olmak üzere İslâm Kültür Merkezleri (İKM)’ni açtı.  1981 yılında çoğunluğu Almanya’da bulunmak üzere yurtdışında 220 İKM kuruldu. Bunlar sadece din eğitim merkezleri olmakla kalmadılar aynı zamanda önemli ticari merkez olarak işlev gördüler. Her İKM aynı zamanda bir ticari faaliyetin örgütlendiği iş merkezi haline geldi. Bugün Avrupa’da 70 milyon euro değerinde bir sermayeye sahip olduğu belirtilen Cemaat’in Köln’deki büyük kompleksi: ibadethane, eğitim alanları, yurt, idari birimler—kurumsal kapasiteyi gösteren önemli bir merkez olarak işlev görüyor. Cemaatin son yıllarda ABD’de örgütlenmeye başladığı ancak Avusturalya’ya özel bir önem verdikleri belirtiliyor.

 

Kent sosyolojisi içinde ortaya çıkıp gelişen Cemaatin değişimi

Süleymancı cemaati sosyolojik olarak bir şehir hareketi olarak algılanabilir. İlkin İstanbul’un İslamcı entelektüelleri, bürokrasisi ve özelliklede uleması içerisinde etkin olmaya başladı ve burada Anadolu’nun belli başlı şehirlerine yayıldı. Tunahan’ın yaşamının önemli bir kısmını İstanbul’da geçirmesi, cemaatini oluşturmada ve geliştirmede önemli bir etki yarattığı söylenebilir. Sadece İstanbul ve Anadolu’nun bir kaç şehrine yönelmekle kalmayan cemaat özellikle Türkiyeli göçmenlerin bulunduğu ve hatta Müslüman toplulukların bulunduğu birçok ülkede kur-an öğretici kursların açılmasına büyük bir önem verdi. Almanya başta olmak üzere Avrupa’da güçlü bir örgütlenme ağı oluşturdu. Ayrıca Avustralya, Kanada ve Amerika’da açtıkları kur-an öğretme kursları ile fiilin uluslararası bir cemaat özelliğine kavuştu. Bu yönelim aynı zamanda hem politik alandaki pozisyonu hem de ekonomik gelişme düzeyi üzerinde ciddi bir etkide bulundu.

Süleymancılık diğer cemaatlerde olduğu gibi, cemaatin kurucusunun yaşadığı tarihsel dönem ile öldükten sonraki dönem olmak üzere iki evrede incelenebilir.  Tunahan’ın bulduğu süreç ve öldükten sonraki dönemin kendisine özgü bir kısım farklılıkları bulunmaktadır. 1941 yılından itibaren başlayan ve özellikle 1950’li yıllara kadar geçen süreçte kur-an öğretici kurslarını fiilen kendisi yönetir. İslamlaştırma faaliyetinin önemli yönelimlerinden bir olarak değerlendirilen bu süreçte istediği kadar öğrenci bulmaktan zorlansa da toplumun belirli bir üst tabakasını eğitime yönelir. Bu çerçevede çoğu ilk öğrencileri konumunda olan damadı Kemal Kaçar, Hüseyin Kaplan, Mehmet Arıkan, Seyfettin Arkan, Hilmi Türkmen, Hüseyin Kumaş, Harun Redit Tüyloglu, Mehmet Emre, Ali Ak, Lütfü Davran, Mehmet Özaltın, Osman Bey, Mehmet Akçaroğlu, Hüseyin Efendi, Mustafa Çırpanlı, Beypaşa Şanlı Ali Fevzi Erol, Akif Tarhan, Mehmet Oral vb. ön plana çıkan kişilerdi. Bugün ise Alihan Kuriş liderliğinde yeni nesil kuşak tarafından yönetiliyor.

Çalışmalarında özellikle belirli bir elit tabakaya yönelmesinin temel nedeni, cemaatin sürekliliğini sağlayacak kadrolar yetiştirmesidir. Bundan da önemli oranda başarılı olduğu söylenebilir. Yetiştirdiği ve cemaatin aktif elemanları haline gelenler ise, Anadolu’nun şehir, kasaba ve köylerine gönüllü misyonerler gibi dağılarak bir çok yerde ‘resmi’ olmayan kur-an öğretici kursları açtılar.

Süleymancıların faaliyetlerinin merkezinde ne var?

Nakşibendi Tarikatı geleneğini takip eden Süleymancılar Kuran öğretmek amacıyla kurulan ve daha sonra gelişerek fiilen toplumsal bir hareket haline gelen Süleymancılık hareketi dini sosyal bir olgudur. Bu nedenle Süleymancıların İslamcılaştırma faaliyetlerinin merkezinde Kur-an kursları bulunur. Birçok yönüyle klasik olarak bilinen cemaatlerle bir kısım benzerlikleri bulunmakla birlikte aynı zamanda modern koşullara kendisini uyarlamış bir cemaat özelliği de taşımaktadır.  Bu bakımdan Süleymancılık geleneksel tarikat ile günümüz cemaat arasında bir yerde durmaktadır. Her iki yapının özelliklerini barındırmakla birlikte ‘modern çağın’ cemaat ilişkisinin daha etkin olduğunu söylemek mümkündür. 

Süleymancılar, devletin resmi din anlayışına karşı kendisini geleneksel dinsel eğitimin merkezi olarak görmektedirler. Kemalist rejimin tek partili iktidar döneminden din ve Kuran öğretisinin önemli oranda sınırlandığı bir süreçte, Tunahan tarafından kurulan Kur-an öğretim merkezleri geleneksel İslamlaştırma faaliyetinde önemli bir rol oynadılar. Bu bakımdan Süleymancılık kültürel ve tarihsel gelenekleri çok güçlü olan toplumun hem dini duygularını hem de sosyal ve insani içerikli toplumsal yardımlaşma olanaklarını kullanarak örgütlenen İslamcı bir cemaattir.  Bir başka tanımlamayla kültürel ve ahlakı çözülmeye, toplumsal ilişkilerdeki farklılaşmaya esasen de dini değerlerin yozlaşmasına karşı oluşan tepkinin yeniden dine dönüşün adresi olarak ortaya çıktı. Süleymancılık bir bakıma sistemin din ‘resmi’ politikasına karşı oluşan  ‘gizli’ tepkiciliğin dinsel adresi olaraktan görülebilinir. Kendine özgü bir kısım kıstaslar oluşturan Süleymancı cemaati uzun yıllar içe kapalı ama kapsamlı ve derin kökleri olan bir çalışma örgütledi. Cemaatin halk tarafından kısa sürede benimsenmesinin esas nedeni geleneksel İslam çizgisinin savunulmasıdır. 

1945’te Cumhuriyet Halk Partisi’nin(CHP) girişimleriyle başlayan ve 1950’den sonra Demokrat Parti(DP) tarafından çıkartılan yasalarla dine yönelik bir kısım sınırlamaların kaldırılması ile cemaat faaliyetlerinde ciddi bir artış oluştu. Bu süreç aynı zamanda Süleymancı cemaatinin dar kadro hareketinden çıkıp kur-an kursları aracılığıyla Anadolu’da bir kitle tabanı oluşturacak örgütlemeye gitmesine bir zemin hazırlamış oldu.  Bu durum aynı zamanda devletin bilgisi dâhilinde ama fiilen ‘yasal’ olmayan kur-an kurslarının ‘legalleştirilmesi’ anlamına geliyordu.  Süleymancılara ait ilk resmi kur-an kursu 1952 yılında Üsküdür Müftülüğüne bağlı olarak açılır. Diyanete bağlı olması da aynı zamanda Süleymancı cemaatinin devletle olan ilişkileri için önemli bir adım olarak değerlendirildi.

1953 yılına kadar İstanbul’da Süleymancı cemaatine ait olan ve İstanbul Müftülüğüne bağlı olarak çalışan 5 tane kur-an kursu açılır. Bunlarda yaklaşık olarak 300 öğrenci ders alır. Süleyman Hilmi Tunahan özellikle Eyüp’teki kur-an öğretici kurslarında derslere katılır.

1956 yılında Türkiye genelindeki kur-an kursu sayısı 400, 1959 yılında 1000, 1966’da kur-an öğretici kurs sayısı yaklaşık olarak 3 bindir. Özellikle Anadolu’da çok hızlı yayılan kur-an kursuları, toplumlun İslamcılaştırma faaliyetinin merkezleri haline geldiler. Çünkü kur-an öğretici merkezleri klasik bir kuran-öğretme yerleri olmayıp, İslamcılığın bir yaşam tarzı ve toplumsal örgütlenme modeli olduğunu anlatan kurumlar oldular. Sorunun en önemli yanı, bu faaliyetlerin devletin resmi kurumu olan Diyanet İşler Başkanlığı’nın denetiminde olmasıdır. Kur-an kurslarının bu dönemde çok yoğun olarak geliştirilmesinde özellikle ABD’nin Sovyetlere karşı geliştirdiği ‘yeşil kuşak’ politikasının Türkiye’deki somut yansımalarından biri olarak ta değerlendirilmektedir.

1965 yılında Kur-an kursu eğitim merkezlerine ilişkin çıkartılan kanunlar Süleymancı cemaati içinde aynı zamanda önemli bir sürecin başlangıcıdır. Diyanet İşler Başkanlığı Yasası’nın çıkması ile İmam Hatip Okullarında(İHO), İlahiyat Fakültesi, Yüksek İslam Enstitüsü gibi kurumlarda mezun olanlara verildi. Bu karar Süleymancı cemaati nispeten zorda bıraktı. Bu döneme kadar genellikle kur-an kurslarında mezun olanlar, özellikle köy ve kasabalardaki camilerde imam olarak görevlendiriliyorlardı. Bu durum Süleymancı cemaatinin toplum üzerinde etkinlik kurmada önemli bir avantajdı. 633 sayılı yasa ile bu durumun değişmesi doğal olarak Sülmeyancı cemaatin faaliyetlerini nispeten etkiledi.   

Süleymancılar 1966 yılında “Kur-an Kurs­ları Kurma, Koruma ve Yaşatma Dernekleri Federasyonu”nun açarak etkinliklerini sürdürmenin yolarını aradılar. Yine 1971 darbesinde generaller kur-an kurslarını Diyanet İşler Başkanlığına bağılaşmasına ilişkin girişimleri karşısında Süleymancılar kur-an kurslarının isimlerini “Kur-an Kursları ve Diğer Okullar Öğrencilerine Yardım Dernekleri Federas­yonu” olarak değiştirdiler ve faaliyet alanlarını genişlettiler. Böylece kur-an kursları dışında açılan yurtlar, lise ve üniversite öğrencilerini kazanmaya yönelik en önemli hamlelerden biri olarak değerlendirildi. Özellikle toplumun yoksul tabakasını oluşturan Anadolu’nun aile çocuklarını örgütlemede çok önemli bir işleve sahip oldu. Kur-an kurslarının bir kısmının Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşler Bakanlığına bağlanması aynı zamanda Süleymancıların devletin stratejik kurumlarında örgütlenmesinin önünü de açmış oldu. Devlet kadrolarını da örgütlemeye yönelen Süleymancıların politika ile olan ilişkileri çok daha hızla gelişti. Her darbe sürecinde gerek kur-an kurslarının gerekse öğrenci yurtlarının bir kısmının devlet denetimine alınması, ilk bakışta olumsuz etkiler yaratmış olsa da uzun vadede cemaatin devlet içerisindeki kadrolaşmasında önemli bir avantaj sağladığı görüldü. Çünkü hem kur-an kurslarına gelen hem de yurtlarda kalan öğrencilerin cemaatle ilişkileri kesintisizce devam etti. Ayrıca bu iki kurumu yönetenler yine cemaat tarafından görevlendirilen kişilerdi.

Süleymancılar ekonomik bir güçtür

Süleymancılar cemaatine yönelik yapılan operasyonda belirtilen iddialara göre cemaatin 100 milyar TL civarında bir sermaye gücüne sahip olduğu ve Almanya’da 100 milyon euro civarında bir sermayeyi yönetiyorlar. Süleymancılar cemaati ciddi ekonomik bir güce sahip olduğu biliniyor. Cemaate bağlı onlarca şirket varlığı biliniyor. Bu yeni bir durum değil. 1955’lerden bu yana ama özellikle 1980’den sonra ticari ilişkileri çok yönlü geliştiren bir  cemaat gerçeğiyle karşı karşıyayız. Buna yurtdışındaki ticari faaliyetler eklendiğinde karşımıza devası bir güç çıkıyor. Cemaat ekonomik ilişkilerinde iki yönlü bir politika izliyor. Birincisi kendisine yakın olan şirketlerin güçlenmesini sağlarken, İkincisi bizzat cemaat adına kurulan şirketlerin holdingleşerek etki gücünü çok açık bir şekilde arttırıyor. Bir yandan kurdukları vakıflar aracılığıyla devletin ekonomik desteğini önemli oranda sağladılar. Değer yandan yurtdışında göçmenler içerisindeki örgütlenerek büyük bir ekonomik güç oluşturdular.

Sülemyancıların politik tercihleri konjonktürel olup dönemseldir

Süleymancıların politik tercihleri dönemsel koşullara göre değişiklik gösterir. Hatta genel seçimlerle yerel/belediye seçimlerindeki tercihleri dahi değişkenlik gösterebiliyor. 1954 yıllarında Demokrat Parti’yi destekleme kararı aldılar. 1965’ten sonra da AP- DYP-ANAP üçlüsüne destek sundular. Süleymancılar pragmatist olun dönemsel koşullara göre taktik politikalar belirleyip, her hükümet döneminde cemaatin gelişmesinin koşullarını oluşturdular. Bunun için Demirel merkezli bir siyaset izlemiş olsalar da örneğin ilk yıllarda Refah Partisini de AK Parti’yi de hatta yerellerde CHP’yi de desteklediler.  Sülemyancılar 2024 yerel seçimlerinde bir çok il ve ilçede CHP adaylarına oy verdiler. Örneğin İstanbul’da İmamoğlu’na, Ankara’da Mansur Yavaş’a Antalya’da Muhittin Böcek’i desteklediler. Burdur, Denizli, Manisa gibi illerde de CHP adaylarına destek sundukları belirtilir.

Süleymancılar, cemaati Milli Görüş geleneğini temsil eden partilere doğrudan bir destek vermediler. Kısa bir dönem Rehaf Partisi içinde yer aldılar. AK Parti’nin kuruluş döneminde  nispi bir destek vermiş olsalar da stratejik bir ittifakları olmadı.  Sülemyancılara yönelik yapılan operasyon daha çok şirketlerin vergi kaçırma, paraları yurtdışına yönlendirme gibi devleti zarara uğratmaya yönelik faaliyetler kapsamında olduğu belirtilse de durumun böyle olmadığı esasen Süleymancıların politik olarak teslim almak olduğu açıktır. Örneğin Menzil Şehyinin ölmesinden sonra değeri milyarlarca TL olan mal varlığı, oğulları arasında miras kavgasına dönüşmesine rağmen tek bir soruşturma açılmadı.

Özet: Süleymancılar cemaati, Türkiye’deki toplumsal gerçeğin bir sonucudur. Geçici ve konjoktürel değildir. Toplumsal ilişkilerde derin izler bırakmış İslami akımlardan biri olup sistem ilişkilerini etkiyen bir cemaattir. Sistem kurumlarındaki örgütlenmelerinde çok hassastırlar. Süleymancılar devlet-politika-toplum ilişkisindeki dengeleri iyi hesaplayan bir hareket olarak bilinmektedir. Peki, bu operasyon Süleymancıların böler mi? Bu olasılık pekala mümkün. Cemaatin finansal kaynaklarına ve mal varlığına el konulabilinir mi? Bu olasılılık da mümkün. Ancak cemaat tabanı çok yönü operasyonlar nedeniyle AK Parti’ye oy vermez. Bugüne kadar verenler de bundan sonra tepkisel olarak vermez. Bu bakımdan Süleycancılara yönelik bu operasyon eğer AK Parti’nin belirlediği bir stratejiyse yanlış politik sonuçlar doğurur. Cemaat liderleriyle yapılacak operasyonların yönünün belirleyecektir. Ancak tabanın ikna olması çok zor görünüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir