Güncel HaberlerMakalelerUncategorized

DR.MUSTAFA PEKÖZ: İKTİDARIN MUTLAK BUTLAN HAMLESİ VE CHP’NİN KRİZİ


Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği ‘Mutlak Butlan’ kararı bir sürpriz olmadı. Daha çok zamanlaması konuşuluyordu. Temmuz 2026 tarihinde NATO zirvesinin Türkiye’de/Ankara’da NATO zirvesi toplanacak. Mutlak Butlan kararı nedeniyle iç politikada olası bir krizin zirvede olumsuz bir etki yaratabileceği bu nedenle kararın NATO zirvesi sonrasına bırakılabileceğine dair bir kısım değerlendirmeler yapıldı. Ben de NATO zirvesinden sonra olması olasılığını hesaba kattım. Ancak iktidar medyasında yapılan açıklamalar ve bazı gazetecilerin gün ve tarih vererek yaptıkları değerlendirmelerde ‘Mutlak Butlan’ kararının yazıldığı hatta UYAP’a yüklendiği ve kısa zamanda açıklanacağı belirtildi.  Mahkeme  beklentileri boşa çıkartmadı ‘Mutlak Butlan’ kararıyla Özgür Özel’in Yönetimini tedbiren görevinden aldı ve yeniden Kılıçdaroğlu’na görev verdi.

 Mahkeme kararı hukuki değil politiktir

Biçimsel olarak bir şikayet üzerine başlatılan bu davanın hukuki nitelikte olduğu söylenebilir. Ancak gerçek durum böyle değil. İktidarın belirleyip uygulamaya koyduğu stratejinin bir parçası olduğunu herkesin çok net olarak bildiği bir durum. Bu bakımdan Mahkeme kararını ‘hak yerini buldu’ gibi açıklamalarla değerlendirilebilecek bir mesele değildir. Mahkemenin kararı Türkiye’nin politik geleceğini doğrudan etkileyecek planın önemli halkalarından birini oluşturuyor.  İktidar, ‘CHP’nin 38.Genel Kongresinde hukuka aykırı işlemlerin yapıldığı veya Özgür Özel’in hileli yöntemlerle seçimi kazandığıyla’ hiçbir şekilde ilgilenmiyor. Amacı, 2024 Yerel Seçimlerini Kazanan ve bütün anketlerde birinci parti konumunda gösterilen CHP’nin politik olarak etkisizleştirilmesini sağlamaktır. Bu nedenle CHP’nin Yerel Seçimlerdeki mutlak başarısını sıfırlamak için CHP Belediyelerine karşı çok kapsamlı saldırılar başlatıldı. Buna rağmen CHP’nin birinci parti olmasını engelleyemiyor. Bu kez CHP’nin iç dinamiklerinden ciddi bir iç çatışma yaratmak ve bir bakıma bölmek ve parçalamak için bir süreç başlatıldı. İstanbul İl Başkanlığına Gürsel Tekin’in atanması ilk denemeydi. İkincisi ama en önemlisi Mutlak Butlan kararıyla CHP’yi çok açık olarak bölmeye yönelik hamleler yapmak. Toplumun bütün kesimleri bu gerçeği görüyor.

Yargı kararıyla hayata geçirilen ‘Mutlak Butlan’ planı, CHP’nin bölünmesine, parçalanmasına, AK Parti’nin yeniden iktidar olmasına veya Erdoğan’ın bir kez daha cumhurbaşkanı seçilmesine yönelik ciddi bir adımdır. Bunun ne kadar başarılı olacağı sadece AK Parti’nin planıyla sonuç alınamaz. Birincisi ‘Mutlak Butlan’ kararının CHP’de ne bir çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceğidir.  İkincisi ise genel olarak toplumsal muhalefetin göstereceği reflekstir.

Mutlak Butlan Kararından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Haberi Olmadığı İddiası

‘Mutlak Butlan’ kararının açıklanmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haberi olmadığı belirtiliyor. İktidara yakın gazetecilerin haberdar olduğu bir kararda Cumhurbaşkanı’nın haberdar olmadığı iddiası gerçekçi değildir. Türkiye’nin politik, toplumsal ve ekonomik geleceğini etkileyen bir kararda Cumhurbaşkanının haberdar olmaması ya da bilgilendirilmemesi mümkün değildir.

AK Parti içerisinde ‘Mutlak Butlan’ gibi bir kararın hem AKP hem de ülke için ciddi olumsuz sonuçlar doğuracağını söyleyenlerin olduğu biliniyordu. AK Parti’nin sivil kanadında önemli isimlerin, Meclis Başkanı Kurtulmuş’un, Ekonomik Heyetinin olası bir ‘Mutlak Butlan’ kararına karşı olduklarını cumhurbaşkanına ilettikleri hatta bir brifing verdikleri belirtiliyordu.  Ancak AKP’nin geleneğinden gelmeyen iktidarın bürokrasi kanadının ise ‘Mutlak Butlandan’ ısrar ettikleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu eğilme yakın olduğu belirtiliyordu.  Cumhurbaşkanı Erdoğan zamanlama bakımından haberdar mıydı? Bunu bilemeyiz. Belki taktik olarak NATO zirvesinden sonraya bırakılması eğilimi olabilirdi. Ancak, iktidar medyasında mahkeme kararının yayınlanmasının nerdeyse saatinin bilindiği bir ortamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haberdar olmaması mümkün görünmüyor.  Bu bakımdan alınan kararlar, belirlenen takvim AKP’nin sivil siyasetçilerinden çok Adalet Bakanı dahil olmak üzere cumhurbaşkanlığındaki dar bürokratik bir ekip tarafından yürütüldüğü anlaşılıyor.

MHP Lideri Bahçeli’nin Açıklamaları

Bahçeli’nin ‘Mutlak Butlan’ kararından hoşnut olmadığı anlaşılıyor.  Daha önce de yaptığı bir açıklamada CHP’ye yönelik olası bir ‘Mutlak Butlan kararına karşı olduğunu’ açıklamıştı. Mahkeme kararından sonra ilk açıklamayı yapan ve Kılıçdaroğlu’na çağırı yapan yine Bahçeli oldu: “Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir.” Bahçeli’nin önerisi de “Bu aşamada tek yol uzlaşmak” ve ekliyor: “Kurallar ve kurumlar çerçevesinde, sağduyuyla, birlik ve dayanışmayla hareket edilmesi ve CHP’nin geleceğinde uzlaşılması en hayırlı yol olacaktır” dedi.  Bahçeli, Cumhurbaşkanı Sarayında alınan bu kararın Türkiye’nin iç politik krizini derinleştireceğini, son derece kötü olan ekonominin tam bir kaosa sürükleneceğini, bunun uluslararası ve bölgesel etkilerinin olacağını biliyor. Aynı şekilde ortaya çıkacak bu krizin ‘çözüm sürecini’ doğrudan etkileyeceğini ve fiilen biteceğine dair ciddi bir kaygı içinde olduğu görülüyor. Bu nedenle mahkeme kararına rağmen özellikle Kılıçdaroğlu’na mesajlar veriyor. Bahçeli CHP’nin bölünüp parçalanmasının devletin geleceği bakımından son derece ciddi olumsuz sonuçlar doğuracağını çok iyi gören bir lider. Devletin kuruluş kodlarının eşittir CHP olduğunun bilen Bahçeli, AK Parti’nin dahası sarayın CHP’yi bölme ve parçalama planlarından son derece rahatsız olduğunu belirtiyor. MHP için CHP’nin sistemin dışına atılması çabaları ‘Cumhur İttifakını’ bozacak kadar önemlidir. Bu süreç kontrolden çıkarsa MHP sürpriz hamleler yapabilir.

Dem Parti’den Zafer Partisine bütün muhalefet ‘Mutlak Butlan’ kararına karşı

Sol’dan Sağ’a bütün politik partiler, Mutlak Butlan kararına karşı olduklarını çok net olarak ifade ettiler.  İlk yazılı açıklama Dem Parti’den geldi. Yazılı açıklamada “CHP’ye mutlak butlan kararı, hukuk ve adaletle bağdaşmayan, siyaseti yargı eliyle dizayn etmek isteyen bir siyasi baskı operasyonunun ve anlayışının parçasıdır. DEM Parti olarak geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasi ve hukuktan yanayız. Onlarca yıllık mücadelemizin temel ve ilkesel düsturu, demokratik siyasete dönük saldırılara karşı halk iradesinin yanında olmaktır. Toplumsal barışı sağlama çabalarının yoğunlaştığı bu tarihsel dönemde, devleti ve Cumhuriyeti gerçek anlamda demokrasiyle buluşturmanın yolları mümkünken, mutlak butlan kararı ancak Barış ve Demokratik Toplum Sürecine olan inançsızlığı büyütür. Toplumda kutuplaşmayı artıran, iç barışı tahrip eden uygulamalar güven bunalımını artırır…” Olası bir Mutlak Butlan Kararı ile Çözüm Sürece arasında bir bağlantılı olacağını ifade etmiştik. Mutlak Butlan Kararı, çözüm sürecini arka plana atma riskini taşıyacağını Dem Parti’nin önemli kaygılarından biri olduğu anlaşılıyor.

Zafer Partisi Başkanı Ümit Özdağ, Özgür Özel’i ilk ziyaret eden Başkanlardan biri oldu. Yaptığı açıklamada,  ‘Mutlak Butlan’ kararını bir darbe olarak nitelendirdi. “Bugün yaşananlar, aynı zamanda anayasal bir organ, yargı organı olan Yüksek Seçim Kurulu’nun anayasal yetkilerine karşı da bir darbe girişimidir.”

 

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline ilişkin yaptığı açıklamada: ”Anayasamızı çiğneyen bu yaklaşım tüm siyasi partiler açısından bir tehdittir… Mutlak butlan kararının, bizzat kendisi mutlak butlandır”

 

CHP Genel Merkezi’ni ziyaret eden ve Özel ile görüşen  TİP Genel Başkanı Erkan Baş: “İlk defa bir hukuksuzlukla karşılaşmıyoruz. Onlar hukuksuzluk yapmayı biliyorsa biz de direnmeyi biliyoruz.” 

 

Barolar ‘Mutlak Mutlan’ kararına karşı çıktılar

Öncelikli olarak Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Dersim, Hakkari, Iğdır, Kars, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van baroları CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline  ilişkin ortak bir açıklama yaptı: “Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen mutlak butlan kararının, seçme ve seçilme hakkı ile demokratik temsil ilkeleri bakımından tartışmaları beraberinde getirdiği açıktır. Siyasal partiler, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi faaliyetlere yönelik her türlü müdahalenin, evrensel hukuk ilkelerine ve Anayasa’nın öngördüğü ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur. Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin kurultayının hukuka uygunluğu hakkında karar alma yetkisi, seçim kurulları ile Yüksek Seçim Kurulundadır. Söz konusu karar bu yönüyle de açıkça hukuka aykırıdır.”  Daha sonra Türkiye Barolar Birliği başta olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerin Baroları açıklamaya yaparak  Mutlak Butlan kararının hukuka aykırı olduğunu açıkladılar.

Sivil Toplum Örgütlerinin Mutlak Butlan Kararına ilişkin açıklamaları

Türkiye’nin DİSK, KESK, TMMOB gibi önemli mesleki ve ama aynı zamanda sivil toplum kuruluşları Mutlak Butlan Kararına karşı açıklamalar yaptılar.

DİSK: “Halkın seçtiklerini hapse atarak, belediyelere ve en sonunda rakip siyasi partilere kayyum atayarak iktidarlarını sürdürmeye çalışanlar bilsinler ki halktan büyük bir güç yoktur…”

KESK: “AKP iktidarı, muhalefeti yok etmek ve toplumsal muhalefeti sindirmek için bir kez daha bir yargı sopasına sarılmıştır. İstinaf mahkemesinin bugün CHP kurultayına yönelik verdiği ‘mutlak butlan’ kararı, demokratik siyasete vurulmuş açık bir darbedir…”

TMMOB: “Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı’na ilişkin “mutlak butlan” kararı, uzun süredir ülkemizde derinleşen demokrasi ve hukuk krizinin yeni bir halkası olmuştur. Söz konusu siyasi kararla bir kez daha yargı eliyle demokratik süreçlere, halkın iradesine ve siyasete müdahale edilmekte, tüm toplumsal muhalefete gözdağı verilmektedir…” 

Sivil Toplum Örgütleri, İstinaf Mahkemesinin ‘Mutlak Butlan’ kararına karşı açıktan tutum alacaklardır. Burada mesele CHP’den çok, iktidarın, sistemin bütün kurumsal yapılarını tasfiye ederek otoriter gücü çok daha fazla otoriterleşmesine karşı bir duruşun sergilenmesidir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan mutlak butlan kararı sonrası acil toplantı

Hazine ve Maliye Bakanlığı CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının ardından Finansal İstikrar Komitesi’nin Mehmet Şimşek başkanlığında toplanacağını duyurdu. Toplantıda piyasalardaki son gelişmelerin ekonomiye etkileri ve alınabilecek yeni adımları görüştü. Dünden bu yana 15 milyar doların piyasaya sürüldüğü iddia edildi.

Mecliste kabul edilen ‘Gelir Vergisi Kanununa göre “ Yurt dışında elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnası getiren ve Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulacağı” kararı verildi. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Türkiye’nin yabancı şirketler için ‘vergi cennetti’ haline getirileceğini açıklamak için Londra’ya gitmişlerdi.

Şimşek ve Karahan, yatırımcılarla Londra’da toplantı halindeyken CHP’ye Mutlak Butlan Kararının çıkması, toplantının yarıda kesilmesine adeta başarısız kalmasına yol açtığı, ikilinin adeta bir şok yaşadıkları belirtildi. İngiliz ekonomist Timothy Ash, “söz konusu gelişmenin ajanslara yansımasının ardından bazı yabancı yatırımcıların toplantıyı terk ederek ofislerine döndüğünü” belirtmiş. Şimşek’in daha önce cumhurbaşkanına Mutlak Butlan gibi bir kararın ekonomiye etkisinin İmamoğlu’nun gözaltına alınması sürecinden çok daha ciddi sonuçları olacağını belirttiği belirtilmişti. Şimşek’in bu gidişle ekonomiyi toparlaması son derece zor görünüyor. Önümüzdeki aylarda Şimşek’in görevi bırakması veya görevden alınması gibi bir durum yaşanırsa kimsenin şaşırmaması gerekir. Süreç buraya doğru gidiyor.

Uluslararası alanda ‘Mutlak Mutlana’ karşı oluşan tepkiler

İspanya Başbakanı Sanchez aynı zamanda Sosyalist Enternasyonal Başkanıdır ve Özel ile ilişkileri oldukça iyidir. CHP kurultayına yönelik verilen “mutlak butlan” kararına sert tepki göstererek şu açıklamayı yaptı; “Bu karar Türkiye’nin demokratik sistemine indirilmiş bir darbedir”  dedi ve ekledi: “Ankara tarafından alınan mutlak butlan kararı, hiçbir hukuki meşruiyeti olmayan, tamamen hukuka aykırı bir tasarruftur. Sosyalist Enternasyonal olarak, Genel Başkan Özgür Özel ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik yollarla seçilmiş meşru yönetimiyle tam bir dayanışma içerisindeyiz.”

Mutlak butlan kararı hem uluslararası ilişkilerde hem de küresel ekonomik kuruluşlarında ciddi bir yansıması olacaktır. Bu sorun derinleşirse Ankara’nın özellikle AB ile çok daha ciddi düzeyde politik ve hukuki sorunlar yaşayacaktır hem de küresel şirketlerin Türkiye’ye yönelik politikaları olumsuz yönde gelişecektir. Şimşek ve Karahan’ın küresel şirketlerin Türkiye’ye yatırım yapmaları için küresel sermayeye verilen tavizleri anlatmak için gittikleri Londra’da adeta eli boş döndüler.  Bir sonraki seçimlerde iktidar olma olasılığı son derece yüksek olan Ana Muhalefet partisi CHP’nin tasfiye edilmesine yönelik olan Mutlak Butlan’ kararının cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoriterleşme politikasının hayata geçirilmesinin somutlaşmış en üst adımı olduğuna dair algının uluslararası alanda kabul gördüğünü söyleyebiliriz. Bu kararın Türkiye’ye yönelik belirlenecek olan küresel politikaları olumsuz yönde etkileyeceği söylenebilir.

Taktikler Savaşı

Mahkemenin ‘Mutlak Butlan’ kararından sonra Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ kararına ilişkin temyiz başvurusunu geri çekti. Çünkü istediği karar çıktı. Tersine Özgür Özel’in avukatları ise Yargıtay başvurusunu yeniden yaptı ve Yargıtay Özel adına yapılan başvuruyu kabul etti.

İstinaf Mahkemesinin kararından sonra İcra memurları görev için tebligatı resmi olarak Kılıçdaroğlu’na ilettiler. İlginç olan tebligatın CHP Genel Merkezine değil Kılıçdaroğlu’nun bürosuna yapılmış olmasıdır. Böylelikle Kılıçdaroğlu, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanı olarak göreve başlamış oldu.

CHP’nin Yüksek Seçim Kuruluna yaptığı başvuru, bugün ivedilikle görüşüldü ve yapılan başvuruyu reddetti. Yani Mutlak Butlan kararını fiilen onayladı. Bu durum hukuksal olarak Kılıçdaroğlu’nun eli güçlendirdi.

CHP’de İkili İktidar Durumu

Kabul edilsin veya edilmesin bugün CHP’de ikili iktidar durumu var. Bir yandan iktidarın bilinçli bir planıyla yani mahkeme kararıyla yeniden Genel Başkanlığa getirilen Kemal Kılıçdaroğlu. Diğer yandan İki olağanüstü ve Olağan Kongre yapan, 2024 Yerel Seçimlerinde önemli sonuçlar alan ve kamuoyu yoklamalarında birinci olan bugünkü Genel Merkezin başında olan Özgür Özel. Bu ikili iktidar durumu fiili bir bölünmedir. Bu bölünmenin derinleşmesi, kim temsil ederse etsin CHP’nin politik olarak çok ciddi oranda etkisiz kalmasını sağlayacaktır. Saray’ın belirlediği plan şuana kadar başarılı bir şekilde işlemeye devam ediyor. Bu sürecin aşılması ve iktidarın hamlelerin boşa çıkartılması için gerekli politik duyarlılık ve hamlelerin yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Kılıçdaroğlu ne yapar veya ne yapmalıdır?

CHP’nin mevcut yönetimi dikkatli bir planlama yapmalı. Duygularla süreci yönetirlerse kaybedebilirler. Kılıçdaroğlu ile açıktan çatışmak yerine müzakere ile çözüme gitmeleri daha akıllıca olur. CHP şuan tam bir kaos var. Özgür Özel ve ekibi mutlaka bir planlama yapmıştır. Ancak bu planlama bir çatışma alanı ile sonuçlanırsa CHP çok ciddi bir yara alır. Hem CHP tabanı hem de diğer partilerin tabanı, Mutlak Butlan Kararının CHP’yi tam bir iç krize sokmak için alındığını biliyor. Bu krizden çıkmak da sakin ve üretken bir planlamayla olacağını bilmeleri gerekir. Benim edindiğim izlenim şu:

 Birincisi, Kılıçdaroğlu’nun ‘Mutlak Butlan Kararından’ önceden haberdar olduğu ve buna uygun bir hazırlık yaptığı anlaşılıyor. İkincisi, Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin’in yaptığı gibi polislerle CHP Genel Merkezine gitmez. Giderse de şuan değil ortam sakinleştikten sonra tek başına veya bir heyet ile gider. Üçüncüsü, Uzlaşmak için araya girenlerin olacağı yüksek bir olasılık. Kılıçdaroğlu, bugünkü toplumsal ve politik tablo içerisinde uzlaşmayı esas alan bir eylem planı yapabilir. Bu nedenle Kılıçdaroğlu, öncelikli olarak Genel Genel Merkez ile uzlaşmaya sıcak bakacaktır. Kendisinin Genel Başkanlığında ortak bir planlama yaparak eski delegelerle birkaç ay içerisinde Kongreyi toplama hamlesi yapabilir. Kendisi de aday olmaz. Böylelikle koltuk hırsı olmadığı mesajını verebilir. Dördüncüsü, eğer uzlaşma olmadığında başka bir bina kiralar CHP Genel Merkezi ortaya taşır. Beşincisi, bütün bunları hesaplamadan Özgür Özel’i ve ekibini CHP Genel Merkezinden zorla çıkartmak için polis gücünü devreye koyabilir.

Kılıçdaroğlu’nun toplumsal dinamiği oldukça zayıflamış durumda. Kılıçdaroğlu, CHP içerisinde belirli bir potansiyele sahiptir. Mayıs 2023 seçimlerinden sonra CHP’de politik denklemin dışında kalmış kadroların önemli bir kesimi bugün Kılıçdaroğlu’nun etrafına toplanacaklardır. Bunların sayısal oranları öyle küçümsenmeyecek düzeyde olduğu söylenebilir. Hatta Kılıçdaroğlu bu potansiyelle yeni bir parti kurup 6 ay içerisinde Türkiye’nin her ilinde örgütlenebilir. Ancak Kılıçdaroğlu’nun hem CHP seçmeni karşısında hem genel olarak Türkiye genelinde toplumsal karşılığı önemli ölçüde düşmüş durumdadır. Kılıçdaroğlu’nun CHP seçmeninde dahi onay almaz. Hiç şüphesiz ki, Kılıçdaroğlu’nun çevresinde bulunan kadrolar tersini söyleyeceklerdir. ‘Kılıçdaroğlu ile kısa sürede CHP yine birinci parti konumuna gelir’ diyeceklerdir. Ama bu gerçekçi değildir.

Kılıçdaroğlu geçmişti önemli ve güzel işler yaptı. Cumhurbaşkanı adayı olması da doğruydu ve kişi olarak destekledim. Seçimi kaybetmesi Kılıçdaroğlu’nun kişiliğiyle hiçbir ilgisi bulunmuyor.  Hiç şüphesiz ki, özellikle Meral Akşener ile izlediği ortak siyaset, seçimlerin kaybedilmesinin önemli bir rol oynadı. Kılıçdaroğlu seçimleri kaybettikten sonra istifa etmemesi de yine bir başka hatayı oluşturdu. Ondan sonra başlayan süreçte ‘Kılıçdaroğlu’nun yıllarca ittifak kurduğu Erdoğan Toprak gibi yakın dostları tarafından darbelendi. 19 Mart 2025’te İBB’ye yapılan operasyonlar sürecinde Saraçhaneye gelmeyen Kılıçdaroğlu ile CHP tabanı veya seçmeni arasındaki ruhsal bağ koptu.

 Kılıçdaroğlu için oluşan algı, iktidar tarafından yeniden CHP’nin başına getirilmesi sağlandı. Kabul edilsin edilmesin CHP seçmeninde oluşan algı bu. Kılıçdaroğlu, yakın bir gelecekte önce Cumhurbaşkanı Erdoğan sonra Devlet Bahçeli ile görüşecektir. Bu süreç aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun politik yönelimini ortaya koyacaktır.

Kılıçdaroğlu’nun hedefinde bilinen bazı isimler var. Bunların hiçbir şekilde CHP’de olmasını istemeyecektir. Arınma olarak tanımladığı bazı belediye başkanlarının ve milletvekillerinin CHP’de tasfiye edilmesini sağlamak için bastıracaktır.

Kılıçdaroğlu, Saray’ın politikalarına karşı net tutum almalıdır. CHP’ye yönelik saldırılarına sessiz kalmamalıdır. Ekrem İmamoğlu’na ve arkadaşlarına kin ve tepki duymamalı tersine sahip çıkmalıdır.

Özgür Özel ne yapar veya ne yapmalıdır?

Özgür Özel, iktidar tarafından hukuki olarak sıkıştırıldı. Ancak Özel’e güçlü bir toplumsal destek var. AK Parti dışında hemen hemen bütün siyasi partiler, ‘Mutlak Butlan’ kararına karşı tutum aldı. Barolar, Sendikalar, Sivil Toplum Örgütleri CHP’nin yanında yer alıyor. CHP seçmeni ezici bir çoğunlukla Özgür Özel’e destek veriyor. Toplumun önemli bir kesimi ‘Mutlak Butlanı’ iktidarın politik bir hamlesi olarak değerlendiriyor. CHP’nin yerel seçimlerde aldığız sonuçlar ve sonraki süreçte yapılan bütün anketlerde CHP birinci parti. Çok sayıda belediye başkanı AK Parti’ye geçmesine rağmen CHP’nin seçmen üzerinde etkisi artmaya devam ediyor.

Özgür Özel’in reaksiyoner ve anlık çıkışlar var. Bunları dizginlemesi ve duygusal çıkışlarla sorunu çözemeyeceği bilinmelidir. Örneğin Kılıçdaroğlu’nun resminin indirilmesi, CHP’nin X hesabında Kılıçdaroğlu’nun takipten çıkartılması, Kılıçdaroğlu’nun telefonuna cevap vermemesi gibi reaksiyoner davranışlardan uzak durması gerekir.

Özgür Özel, 19 Mayıs 2025 tarihinden bu yana liderlik pozisyonunu güçlendirdi. Kendi içerisinde tutarlı bir siyaset izledi ve izlemeye devam ediyor. Bunun için çözüm geliştirici politikalar oluşturmalıdır. CHP’nin dışında atılmış veya kalmış olanların yeniden CHP bünyesine toplanması sağlamalıdır. Dışlayıcı değil birleştirici olmalıdır. CHP’nin bir ç ok hususta arınmaya ihtiyacı var. Özel’in yakın çalışma arkadaşları ve bir çok belediye dahil olmak üzere  zarar verenlerin olduğu biliniyor. Bunlardan arınmak kazandırır, kaybettirmez.

CHP’nin bugünkü toplumsal gücünün oluşmasında Özel’in önemli bir etkisi var. Sokakta siyaset yapan bir Özel gerçeği var. Ancak aynı zamanda Kılıçdaroğlu gerçeği var. Geçmişte birlikte çalıştılar. Ortak bir çözüm üretmeleri kaçınılmazdır.

Sonuç: Anketlerde birinci parti görünen CHP’nin krizin veya kaosun derinleşmemesi için öncelikli sorumluluk Kılıçdaroğlu’na aittir. Herkesin bildiği bir gerçek var: Mutlak Butlan davası hukuki değil, politik bir karardır. Belirli bir plana göre kurgulandığı çok açıktır. Sadece CHP’nin politik etkisinin kırılması ve değil aynı zamanda Türkiye’nin politik geleceğinin yeniden dizayn edilmesidir. Kılıçdaroğlu bu gerçeği çok iyi görüyor ve biliyor. Bu olumsuz süreci durduracak veya tersine çevirecek kişi Kılıçdaroğlu’dur.

Kılıçdaroğlu X’teki mesajı şöyle: “Bu gün, kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyet, sükûnet ve kucaklayıcılıkla ayağa kalkma günüdür.”  Kılıçdaroğlu şunu demelidir: 12 yıl CHP Genel Başkanlığı yapmış biri olarak, bu oyunlara gelmem, görevimden feragat ediyorum. Özgür Özel görevine devam edecek. Herkesi CHP şemsiyesi altında toplanmaya devam ediyorum. Tabi ki CHP’nin yeniden yapılandırılmasında Özgür Özel ve yönetiminde önemli talepleri olacaktır. Bunların mutlak bir şekilde dikkate alınması ve gereğinin yapılması da Özel’in sorumluluğundadır. Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte oynayacağı pozitif ve yapıcı rol, onunu politik ve toplumsal gücünü ve etkisini yeniden eski düzeye çıkartır.

 

 
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir