CHP içerisinde ki rekabet ve çatışma sonuçta Özgür Özel önderliğinde ‘YENİ’ bir partinin kurulmasına yol açtı. Kurulan ‘YENİ PARTİ’ Türkiye’nin politik denklemini nasıl değiştireceğine dair yapılan tartışmalar ve değerlendirmeler devam ediyor.
YENİ Parti’nin CHP’den kopuşunu niteliksel ve radikal bir değişim olarak tanımlanabilir mi sorusuna: Evet cevabını vermek son derece zordur. CHP’den kopuş, ideolojik ve politik gerekçelerle olmayıp esasen devlet içerisinde etkin olan ve bugün yön veren bir gücün devletin bölgesel ve küresel stratejik yönelimlerine paralel olarak CHP’ye çok yönlü ve kapsamlı bir müdahalenin sonucu olarak değerlendirilebilir.
CHP’nin önemli bir kadro gücünü oluşturan Özgür Özel liderliğindeki grubun zorunlu ve kaçınılmaz olarak Kılıçdaroğlu’na teslim edilen CHP’den koparak Yeni Parti’yi kurmuş olmaları, sadece anlık bir reaksiyon olarak da değerlendirilemez. Esasen önümüzdeki yılların Türkiye’nin politik denklemini ciddi düzeyde değiştirebilecek bir siyasi sonuç doğurabilecek düzeydedir. Ortaya çıkan yeni politik durum sadece İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı olmasının önününüm kesilmesi ya da Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinin ötesinde çok yönlü bir değişim ve yeniden yapılandırma sürecinin ilk adımı olarak değerlendirilebilinir.
YENİ Parti, çok kapsamlı bir ön hazırlık sürecinden geçerek kurulmadı. Devlet içerisindeki bir gücün CHP’nin iç dinamiklere müdahale ederek Kılıçdaroğlu’nu göreve getirmesi nedeniyle bir bakıma kısa sürede kurulması bir zorunluluk haline geldi.
Özgür Özel; “CHP’den ayrılmak zorunda kaldık ama aynı zamanda CHP’nin devamıyız”
CHP’nin Eski Genel Başkanı Özgür Özel, CHP içerisine kalarak sorunun çözümüne dair verdiğim mücadelenin başarısız olduğunu, ‘Mutlak Butlan’ ile yeniden CHP’nin başına atanan Kılıçdaroğlu’nun hiçbir çözüme yaklaşmadığını, bu nedenle ‘Baba Ocağı’ olarak gördükleri CHP’den kopmak zorunda kaldıklarını sıklıkla dile getirdi. CHP seçmenin partiden kopmasının son derece zor olacağını bilen Özgür Özel ve ekibi, YENİ Parti’yi kurarken sembolik ama CHP tarihi bakımından önemi olan bir kısım adımlar attı. Örneğin YENİ Parti’nin kuruluşu tarihini, CHP’nin kuruluş tarihi olan 27 temmuzu seçti. Mustafa Kemal CHP’nin kuruluşunu ilan ettikten sonra Hacı Veli Bayram camine giderek Namaz kılmıştı. Aynı şekilde Özgür Özel de YENİ Parti’nin kuruluşunu ilan ettikten sonra aynı camiye giderek cuma namazını kıldı ve orada mesajını verdi.
YENİ Parti’nin ‘Mustafa Kemal tarafından belirlenen ilkelerin devamcısı ve Sosyal Demokrat Parti olma’ vurgusu
Parti Programında “insan haklarını, hukukun üstünlüğünü, çoğulcu demokrasiyi, kadın-erkek eşitliğini, çevrenin korunmasını, barışı ve uluslararası dayanışmayı insanlığın ortak değerleri olarak kabul eden Türkiye’nin demokrasi ittifakını kuran ve temsil eden çağdaş sosyal demokrat bir parti” olarak tanımlanması dikkat çekti. Parti’nin temel ilkelerinde “Cumhuriyet’in ulusal egemenliği esas alan kurucu felsefesi ile Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün özgürlüğe, eşitliğe ve bağımsızlığa, yurttaşlık bilincine, çağdaş uygarlık hedefine dayanan bağımsız, demokratik ve egemen Türkiye ideali” olduğuna dikkat çekiliyor.
YENİ Parti’nin ‘sosyal demokrat bir parti’ olarak tanımlanması kapsayıcılığı bakımından önemlidir. Her ne kadar ‘Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ olarak devam eden değerlendirmeler yapılsa da ‘bağımsız, demokratik ve egemen Türkiye’ vurgusu YENİ Parti’nin politik yönelimleri bakımından bir fikir veriyor.
YENİ Parti’nin Programında öne çıkan bazı temel noktalar
Birincisi, Atatürk ilkelerinin ve tarihsel mirasının ilerici özünü korumak
Programda “Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilikten oluşan Atatürk ilkelerin tarihsel mirasını ve ilerici özünü koruyarak; çağımızın demokrasi, özgürlük, eşitlik, yurttaşlık, adalet, dayanışma, kamusal yarar, bağımsızlık, bilim ve sürekli yenilenme hedefleri doğrultusunda benimser” değerlendirmesinde CHP’nin temel 6 ilkesini sahiplendiğini belirtirken aynı zamanda “bu ilkelerin tarihsel mirasını ve ilerici özünü koruyarak’ açıklamasıyla yeni bir bakış açısı sunuyor. Bir başka ifadeyle CHP’nin 6 ilkesinin tarihsel koşullara ve ortaya çıkan yeni politik değişimlere göre yeniden yorumlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Programın bu bölümündeki ‘ilerici özünü koruyarak’ cümlesinin önemli bir mesaj içerdiğini belirtebiliriz.
İkincisi, Ana Dil Haktır
Programda “Terörün sona ermesiyle birlikte eşitlikçi, katılımcı, demokratik bir siyasi ve toplumsal düzenin kurulması ile Kürt sorununda kalıcı çözüm sağlanacaktır. Esas ilke herkesin kendini ülkenin eşit yurttaşı olarak hissedebilmesidir. Ana dil haktır. Bu yaklaşımla tüm yurttaşların ana dilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkı sağlanacaktır. Kimsenin kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramasına ve toplumsal olarak dışlanmasına izin verilmeyecektir.” Kürt sorunun terör kavramıyla bütünüyle ayrıştırılmaması ve ‘Ana dilde eğitim hakkı gibi bir kavramın olmaması nedeniyle belirli bir muğlaklık taşısa da ‘ana dil haktır’ cümlesinin önemsenmesi gerektiğini belirtmeliyiz.
Üçüncüsü, Alevi İnancının Tanınması
Toplumun önemli bir kesimini oluşturan Aleviler için “Toplumsal yaşamda maruz kaldıkları eşitsizliklere, hak ihlallerine ve Alevi inancının tanınmaması ve taleplerinin görmezden gelinmesine son verilecektir. Cem evlerinin ibadethane statüsü yasal güvenceye kavuşturulacak ve bu doğrultuda gerekli tüm yasal düzenlemeler gerçekleştirilecektir” değerlendirmesi ile toplumsal adaletsizliğin ortadan kaldırılması olarak programda yer alması önemlidir. Burada mesele Kürtlerin ve Alevilerin oylarına talip olmanın ötesinde zihinsel bir değişim bakımından okunması ve değerlendirilmesi gerekir.
Dördüncüsü, Devletin kurumsal olarak yeniden demokratik normlara kavuşturulması
Parti programında hedef şöyle belirlenmiş: “Türkiye’nin ihtiyacı, siyasal yetkileri tek kişide toplayan yönetim anlayışının yerine; hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını ve denetim mekanizmalarını, güçlü parlamentoyu, bağımsız yargıyı, yerel demokrasiyi ve aktif yurttaşlığı esas alan yeni bir demokratik düzenin kurulmasıdır.” Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ilkesinin çok net bir şekilde ifade edilmesi önemli olduğu kadar bunun hayata geçirilmesiyle ancak bir anlam ifade eder. Bunun hangi düzeyde pratiğe uygulanacağı da ancak YENİ Parti’nin seçimleri kazanmasından sonra görebileceğimiz bir durumdur.
Beşincisi, Yönetimde eşit temsiliyet ilkesi
Dem Parti veya Sol Geleneği temsil eden partiler dışında “kadın-erkek ve gençlik kontenjanı” ilk kez bu düzeyde belirlenmesi önemlidir. Programda “% 50 cinsiyet (erkek ve kadın eşitliği) ve “%25 gençlik kotası” konulması önemli ama çok daha önemli olan bunun objektif ve gerekçesiz hayata geçirilmesidir.
Altıncısı, Aday belirlemede ‘demokratik normların’ kabul edilmesi
Cumhurbaşkanlığı, Milletvekili seçimleri ve Belediye Başkanlığı ve meclis üyelerinin adaylıklarının belirlenmesinde “ön seçim, örgüt denetiminde ön seçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması ve merkez yoklaması” gibi beş temel kural belirlenmiş. Ancak bunların hangisinin ve hangi koşullarda uygulanacağı netleştirilmemiş görünüyor. Özellikle parti içerisinde adayların demokratik teamüllere göre belirlenmesi ve en azından parti üyelerinin iradesinin aday seçimlerine yansıması için ‘‘ön seçim ve örgüt denetiminde ön seçim’ gibi ilkeler koşulsuz uygulanmalıdır. YENİ Parti’nin bu ilkeleri benimsemiş olması önemli ancak esas belirleyici olan bunun hayata geçirilmesidir. Arka plan kirli pazarlıkların sıfırlanmasının en önemli faktörlerinden biri, parti üyelerinin doğrudan aday tespitinde oy kullanabilmesidir.
Yedincisi, ‘Dijital Demokrasi’ Kavramı
YENİ Parti’nin ‘Dijital Demokrasiyi’ programatik bir düzeyde ele alması önemlidir. “Dijital Demokrasi, Medya ve Bilgi Hakkı Yeni çağda demokrasi, bilgiye özgür ve güvenilir erişim olmadan yaşayamaz. Yeni Parti, dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni medya düzeninin yurttaş haklarını güçlendirecek biçimde yönetilmesini savunur. Bilgiye erişim hakkı, aktif yurttaşlığın ve demokratik denetimin temelidir. Basın ve ifade özgürlüğü güvence altına alınacaktır. Medya sahipliği ve kamu kaynakları üzerinden kurulan siyasi baskı mekanizmaları sona erdirilecektir. RTÜK ve benzeri düzenleyici kurumlar bağımsız, tarafsız ve çoğulcu hale getirilecektir. Dijital platformlarda şeffaflık, veri güvenliği ve kişisel hakların korunması sağlanacaktır.” Türkiye’de demokratik değerlerin önemli ölçüde yok edildiği bir ortamda demokratik ve ifade özgürlüğünün ‘dijital demokrasi’ içerisinde ele alınması önemsenmelidir.
Sekizincisi, Yerel Demokrasinin ve Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi
Yeni Parti’nin programında yer alan önemli değerlendirmelerden biri Yerel Yönetimlere ilişkin perspektiftir. Programda “Yönetimlere ilişkin Yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliği güçlendirilecektir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı tam olarak uygulanacaktır. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında demokratik, dengeli ve iş birliğine dayalı bir ilişki kurulacaktır. Belediyelerin gelir kaynakları artırılacak ve adil biçimde dağıtılacaktır. Seçilmiş belediye başkanlarının hukuki güvenceleri güçlendirilecektir. Kesinleşmiş yargı kararı olmadan seçilmiş yerel yöneticilerin görevden alınmasına izin verilmeyecektir. Kayyım uygulamalarına son verilecektir. Belediye meclisleri ve kent konseyleri güçlendirilecektir. Katılımcı bütçe, yurttaş jürileri, mahalle meclisleri ve yerel danışma mekanizmaları yaygınlaştırılacaktır.” Programın niteliksel değişimlerinde en dikkat çekici bölümlerden biri Yerel Demokrasinin ve Yerel Yönetimlerin güçlendirilmesinde Türkiye’nin bugüne kadar imtina ettiği ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın ‘tam olarak uygulanmasının’ kabul edilmesidir.
Dokuzuncusu, Anayasada yer alan ‘Türk Milleti’ kavramına yeni bir tanımlama getirme çabası
Parti programında dikkat çeken önemli bir faktör de ‘Türk Milleti’ kavramı tanımlanmasıdır. Programda “Yeni Parti, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü birbirinden ayrılmaz ilkeler olarak görür. Yeni Parti iktidarında özgürlüklerin güvence altına alındığı, adaletin herkes için erişilebilir olduğu, devletin liyakatle yönetildiği, kamu kaynaklarının şeffaf kullanıldığı ve hiçbir yurttaşın kimliği, inancı, yaşam tarzı, cinsiyeti veya sosyal statüsü nedeniyle dışlanmadığı bir düzen kurulacaktır. Cumhuriyetimize yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşittir. Türk milleti bu anlayışla tanımlanır.” Buradaki amaç ‘Türk Milleti’ kavramını ‘milliyetçi ve ırkçı bir tanımlamadan arındırmak ve buna demokratik bir muhteva verilmek istenmiş olsa da Anayasadaki tanımlamanın ırkçı nitelikte olduğu ve inkara dayandığı çok açıktır. Bu nedenle ‘Cumhuriyetimize yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşittir” cümlesini ‘Türk Milleti bu anlayışla tanımlanır’ gibi bir zorlamaya gerek olmadığı ve uyumlu olmadığı söylenebilir.
YENİ Parti, CHP dışındaki kadroları ve kitleleri kapsamadan büyüyemez
YENİ Parti’nin örgütsel omurgasını esasen CHP’lilerden oluşacağı anlaşılıyor. Partinin kısa sürede ve kurucuların sadece milletvekillerinden oluşması gibi zorunlu adımların atılması makul karşılanabilir. Ancak mevcut partinin örgütsel ve politik olarak CHP’nin bir tekrarı olması durumunda beklentilere cevap vermeyeceğim üzerinde bir kısım değerlendirmeler de yapılmaktadır. Partinin kuruluş programına baktığımızda CHP’nin politik çizgisini önemli ölçüde teslim etmesine rağmen bir kısım önemli değişimlerin olduğunu da görüyoruz.
YENİ Parti’nin iç görevlendirilmesine bakıldığında kurucular arasından yer alan bazı milletvekillerinin yönetim kademesinde görevlendirilmemiş olması dikkat çekti. Örneğin ismi hem İBB dosyalarından geçen hem de bazı rüşvet iddiaları nedeniyle gündeme gelen İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba gibi isimlerin Parti Meclisi dışında kalmaları ve Parti Genel Merkezinde görevlendirilmemesi bilinçli bir tercih oldu anlaşılıyor. Böylelikle YENİ Parti’nin rüşvet gibi iddialarla tartışmanın içerisine çekilmesinin engellenmek istendiğine dair bir önlem alındığı söylenebilir.
Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ekonomik, toplumsal ve politik sorunlar dikkate alındığında Özgür Özel liderliğinde kurulan yeni partinin önemli bir potansiyel oluşturabileceğine dair çok sayıda veri bulunuyor. Hiç şüphesiz ki burada önemli olan YENİ Parti, merkezden yerellere doğru oluşturulurken klasik CHP modeliyle değil tersine CHP’nin bürokratik ve kastlaşmış örgütsel yapısını aşarak toplumun farklı sosyal kesimlerini, kurumları, örgütleri ve bireyleri kapsayacak şekilde geniş tabanlı bir örgütlenmeye gitmesi gerekir.
Kılıçdaroğlu’nun başında bulunduğu CHP’den büyük kopuşların olacağı ve bunların ezici bir çoğunluğunun YENİ Parti saflarına katılacağı görülüyor. Kitlesel kopuşların tabana doğru yayıldıkça bu partinin örgütsel omurgasının eski CHP’lilerden oluşacağını söyleyebiliriz. Bunun önemli bir avantajı 81 ilde çok kısa bir süre içinde örgütlenmelerine olanak sağlar. Ancak bunun bir kısım risklerinin de olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin CHP geleneğinden gelmeyen ama iktidardan umudunu kesmiş mevcut muhalefet partileri ile hareket etmek istemeyen çok önemli bir kadro ve seçmen kitlesinin YENİ Parti’de siyaset yapmak istedikleri görülüyor. YENİ Parti’yi hem CHP’den hem de diğer muhalefet gruplarından ayıracak en önemli faktör bu kadroları kendi etrafında örgütleyebilmesidir. Bunu başardığında bir sonraki seçimde Türkiye’nin birinci parti olma şansını önemli ölçüde yakalayabilir. Bu bakımdan YENİ Parti il ve ilçelerde örgütlenirken her bölgedeki CHP geleneğinin dışında olan ama u parti ile çalışmak isteyenlerin parti bünyesine katılması ve görevlendirilmesi son derece önem arz ediyor.
Kılıçdaroğlu’nun başında bulunduğu CHP küçümsenmemelidir
Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına fiilen bir kayyum olarak atanması özellikle CHP kitlesi başta olmak üzere kadrolarının, eski yöneticilerinin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının çok önemli kısmı Kılıçdaroğlu’na karşı büyük bir tepki gösterdi ve göstermeye devam ediyor. Bu nedenle Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti’ye karşı ciddi bir ilginin olduğu, CHP tabanının önemli bir kesiminin de buraya yönlendiği görülüyor. Ancak bundan yola çıkarak Kılıçdaroğlu’nun başında bulunduğu CHP’nin çok ciddi oranda tasfiye olacağı hatta oy oranının % 1-2 civarında kalacağı belirtilse de gerçek durumun böyle olmayacağının hesaba katılması gerekir. Halen CHP’ye psikolojik, politik duygusal ve tarihsel bağlılığı bulunan bu nedenle CHP’den kopmayacak milyonlarla ifade edilecek bir kitlenin olduğu unutulmamalıdır. Bunların bir kısmının Kılıçdaroğlu’yu destekledikleri söylense de Kılıçdaroğlu’nun geçici CHP’nin kurumsal olarak kalıcı olduğunu belirten ve bu nedenle CHP’den kopmadan hareket etmek isteyen çok önemli bir kitlenin olduğu bilinmelidir. Kılıçdaroğlu’nun başında bulunduğu CHP’nin olası bir seçimde barajı aşamayacağı bir tartışma konusu olsa da alacağı her oyun YENİ Parti’ye gidebilecek bir oy potansiyeli olduğu dikkate alındığında CHP ile bir çatışma alanına girmenin doğru olmayacağını bunun çok açıktan iktidara yarayacağı hesaba katılmalıdır. CHP’de Parti Grup Başkanı seçimde görüldüğü üzere CHP içerisinde iç rekabetin ve çatışmanın devam edeceği anlaşılıyor. Bu nedenle CHP içerisinde kalan ama Kılıçdaroğlu ekibiyle mücadele eden kesimlerle yakın bir diyaloğun kurulması önemli ve gereklidir.
YENİ Parti için ‘Konjonktür Parti’ algısı riski
İktidar medyası tarafından Özgür Özel’in liderliğinde kurulan YENİ Parti’nin konjonktür bir parti olacağı algısı oluşturulmaya başlandı. Böylelikle YENİ Parti’ye akışların durdurulması ve güvensiz bir ortamın oluşturulması için taktik hamlelerin yapılacağı anlaşılıyor. Konjonktür Parti kavramını Türkiye’den sıklıkla gündeme gelmesi de bir tesadüfi olmayıp tarihsel deneylere dayanmaktadır. Özellikle lider ile partinin aynılaştırılması, partinin kişi iktidarına dayanan bir güce dönüştürülmesi, kolektif çalışmanın yerine sadece tek bir bireyin yönetim anlayışa dayandırılması hızla büyüyen birçok partinin kısa sürede tasfiye olmasına yol açmıştır. Örneğin Turgut Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi, Demirel’in kurduğu Doğru Yol, Ecevit’in kurduğu DSP, bu sürecin somut örnekleridir. 23 yıldır iktidar olan AK Parti’nin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olmadığı koşullarda diğer partiler gibi hızla tabela partisine dönüşeceği belirtiliyor.
Bugünkü politik dengeler içerisinde Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti’nin de konjonktürel bir partiye dönüşme riski var mı? Bunun nesnel zemini var.
Özgür Özel ve Arkadaşları Parti programında belirtilen ilkeleri ve normları koşulsuz ve gerekçesiz uyguladıklarında kalıcı bir partiye dönüşme ihtimalleri çok yüksektir. Güçlendikçe toplumsal dinamiklerden kopup bürokratlaşan ve çıkar grupları ile hareket eden bir partiye dönüşürse akıbetinin diğer partiler gibi olması kaçınılmazdır.
